Hollywood’un gişe kaslarını temsil eden Dwayne Johnson ile “Kayıp Ada Lost”un yaratıcısı JJ Abrams aynı cümlede geçiyorsa, ortada sıradan bir proje olmadığı açıktır.
Johnson’ın Deadline’a yaptığı açıklamalar, sinema dünyasında sessiz sedasız büyüyen ama etkisi yüksek olacak bir iş birliğini gün yüzüne çıkardı.
Johnson’ın Yer Aldığı Kesin Projeler
Johnson, IMDb’de listelenen her projeye güvenilmemesi gerektiğini açıkça söylerken, bazı filmlerin ise tartışmaya kapalı şekilde gerçek olduğunu vurguladı.
Bunlar Martin Scorsese’nin mafya filmi, Benny Safdie’nin yöneteceği “Lizard Music” ve belki de en dikkat çekeni: JJ Abrams ile birlikte çekilecek, filmler hakkında bir film. (sinemayı ve film türlerini konu alan bir hikaye)
Burada Johnson’ın özellikle vurguladığı JJ Abrams ile hayata geçirecekleri projenin sıradan bir film olmadığı anlaşılıyor.
Hollywood Filmleri Ti’ye mi Alınacak?
Anlatılan tabloya bakılırsa hikaye, sinemayı merkeze alan, farklı film türlerinin JJ Abrams’ın bakış açısıyla iç içe geçtiği büyük ölçekli bir yapıya işaret ediyor.
Yani izleyiciyi tek bir türle sınırlamayan, sinemanın ruhunu ve çeşitliliğini aynı potada eritmeye çalışan iddialı bir proje söz konusu.
Bu tarifler de akıllara ister istemez sinemanın kendisiyle dalga geçen, türlerle oynayan yapımları getiriyor ki muhtemelen de filmlerin ikonik sahneleriyle yeni projede dalga geçilecek.
Tempo Bir Hayli Yüksek
Bu arada Abrams cephesinde takvim oldukça dolu.
Yapımcı ve yönetmen, Glen Powell’ın başrolünde olduğu ve 2026’da vizyona girmesi planlanan “Ghostwriter” filmini kısa süre önce tamamladı.
Şu sıralar post-prodüksiyonla meşgul olan Abrams’ın o sebeple Johnson’la yapılacak proje için kamerayı yakın zamanda çalıştırması beklenmiyor.
Johnson tarafı da boş durmuyor.
Önümüzdeki bahar “Lizard Music” için sete çıkmaya hazırlanan oyuncunun, Scorsese projesi hala senaryo aşamasında.
Elbette Johnson, büyük gişe filmlerinden tamamen kopmuş değil: “Jumanji 3” ve canlı aksiyon “Moana” önümüzdeki yıl izleyiciyle buluşacak.
Sonuç olarak
Altı yıldır ortalıklarda gözükmeyen Abrams için “Ghostwriter” bir geri dönüş hamlesi olarak görülüyor.
Şimdi masadaki Johnson projesi ise yalnızca bir film değil; sinemanın kendisine tutulmuş ironik bir ayna olmaya aday.
Unutulmasın ki Hollywood’un kendisiyle yüzleştiği filmler her zaman eğlenceli olmuştur.
Bakalım bu son eğlence ne zaman bizimle buluşacak?



