Faiz, nakit ihtiyacını karşılamak için alınan borcun maliyeti veya birikimlerin finansal sistemdeki getirisidir. Piyasada birikim yapanlar arzı, borç isteyenler ise talebi oluşturarak faiz dengesini oluşturur.
Ekonomide iki tür faiz öne çıkar. Nominal faiz görünürdeki kazancı, reel faiz ise enflasyondan arındırılmış gerçek alım gücü artışını temsil eder. Örneğin, yüzde 10 faiz alınan bir ortamda enflasyon yüzde 5 ise reel faiz yüzde 5 olur. Piyasadaki fon talebi arttıkça reel faizler de yükselir.
Faiz Oranlarını Belirleyen Riskler
Nominal faiz oranlarını belirleyen temel unsurlar arasında risk primleri yer alır. Borç verme sürecinde temel olarak üç ana risk unsuru dikkate alınır. Bunlardan ilki olan temerrüt riski, borçlanan tarafın yükümlülüğünü yerine getirememe ihtimalini ifade eder. Bu olasılık arttıkça talep edilen faiz oranı da yükselir.
İkinci unsur olan likidite riski bir varlığın değer kaybı yaşamadan hızlıca nakde çevrilememesi durumudur. Düşük likiditeye sahip varlıklar için yatırımcılar daha yüksek bir getiri beklerler. Üçüncüsü yani son unsur vade riskidir. Borcun geri ödenme süresi uzadıkça artan belirsizlikleri temsil eder. Bu durum doğal olarak faiz oranlarının yukarı çekilmesine neden olur.
Geleceğe dair enflasyon beklentilerinin yükselmesi de piyasadaki faiz oranlarının artmasına neden olan bir diğer önemli unsurdur.




