Küresel ekonomiye yön veren ABD Merkez Bankasının faiz artırımı kararları; dolar, altın, borsa ve gelişmekte olan piyasalar üzerinde köklü finansal değişimlere yol açıyor.

Yatırım dünyasının gözünü kulağını çevirdiği ABD Merkez Bankası para politikası kararları, sadece yerel ölçekte kalmayıp küresel finans sisteminin merkezinde yer alıyor. Federal Reserve System, yani bilinen kısa adıyla FED tarafından alınan faiz kararları, dünya genelindeki sermaye akışlarını, döviz kurlarını ve emtia fiyatlarını doğrudan şekillendiren en temel unsur olarak kabul ediliyor.

FED Faiz Kararının Küresel Ekonomideki Rolü

ABD Merkez Bankası, ülkedeki ekonomik istikrarı kalıcı hale getirmek amacıyla para politikalarını yönetiyor. Bu politikanın en etkin ve güçlü mekanizması olan faiz kararı, özünde bankaların kendi aralarında gerçekleştirdikleri gecelik borçlanma işlemlerine uygulanan faiz oranını temsil ediyor. Söz konusu kritik oranı belirleme görevi ise Federal Açık Piyasa Komitesine ait oluyor. Komite, bir yıl içerisinde sekiz kez bir araya gelerek büyüme, istihdam ve enflasyon gibi hayati makroekonomik verileri masaya yatırıyor. Toplantıların ardından ilan edilen kararlar, küresel piyasalarda çok büyük bir hareketliliğe zemin hazırlıyor.

Bu kararların etki alanı ABD sınırlarını aşarak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin makroekonomik göstergelerine kadar uzanıyor. Döviz kuru dengelerinden enflasyona, ekonomik büyüme oranlarından cari açık ve işsizlik rakamlarına kadar pek çok parametre bu kararlardan dolaylı veya dolaysız olarak etkileniyor. Bu nedenle yerel ekonomilerin kendi para politikalarını şekillendirirken bu verileri titizlikle analiz etmesi gerekiyor.

Faiz Artırımı Kararı Alındığında Ne Oluyor?

Ekonomideki ısınmayı yavaşlatmak ve yükselen enflasyonla mücadele etmek amacıyla başvurulan faiz artırımı hamlesi, Amerikan dolarının diğer para birimlerine karşı güç kazanmasını hedefliyor. Bu süreç başladığında veya gelecekte de devam edeceğine dair sinyaller güçlendiğinde, etkiler ilk olarak dolar endeksinde ve petrol fiyatlarında net bir şekilde gözleniyor.

Faizlerin yükselmesiyle birlikte ABD içindeki tasarruf sahipleri ve küresel yatırımcılar, daha yüksek getiri imkanı sunan dolar bazlı varlıklara yöneliyor. Talebin bu şekilde artması, doların küresel ölçekte değer kazanmasını beraberinde getiriyor. Bu durum, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkeler için borçlanma maliyetlerinin yükselmesi anlamına geliyor. Yabancı sermayenin yüksek getiri sunan güvenli limanlara dönmesiyle bu ülkelerden sermaye çıkışları yaşanabiliyor, bu da yerel para birimlerinin değer kaybetmesine ve ithalat maliyetlerinin artarak enflasyonun tetiklenmesine yol açıyor. Ayrıca yatırımcıların risksiz varlıklara yönelmesi piyasalarda dalgalanmaları artırıyor.

Yatırım Araçlarının Faiz Kararına Verdiği Tepkiler

Yüksek faiz oranları, risksiz getiri arayışında olan yatırımcılar için doları oldukça cazip bir seçenek haline getiriyor. Talebin artmasına bağlı olarak dolar endeksi yukarı yönlü hareket ederken, faizlerin düştüğü senaryolarda tam tersi bir süreç işliyor ve dolar değer kaybediyor.

Altın piyasası ise genel olarak dolar ile ters yönlü bir korelasyon izliyor. Güvenli liman olarak kabul gören bu emtia, faiz oranlarının artmasıyla birlikte doların güçlenmesinden negatif etkileniyor. Yüksek faiz ortamı altına olan talebi zayıflatırken, ons fiyatlarında düşüşler meydana gelebiliyor. Geçmiş verilere bakıldığında, iki bin on beş ile iki bin on sekiz yılları arasında yapılan dokuz faiz artışında ons altının yaklaşık yüzde on değer kaybettiği görülüyor. Ancak bu durum her dönem aynı sonuçları doğurmayabiliyor, çünkü Avrupa Merkez Bankası gibi diğer büyük kurumların kararları ve aradaki faiz makasları da süreci etkiliyor.

Borsa ve şirket payları da faiz kararlarına karşı aşırı hassasiyet gösteriyor. Faizlerin yükselmesi, şirketlerin borçlanma maliyetlerini yukarı çekerek karlılık beklentilerini olumsuz etkileyebiliyor. Yatırımcıların faiz getirisine kayması da pay piyasalarını baskılayabiliyor. Son yıllarda öne çıkan ve herhangi bir merkeze bağlı olmayan kripto paralar da bu süreçten payını alıyor. Faiz artışları, risksiz varlıklara olan yönelimi artırdığı için kripto varlıklara yönelik talebi azaltıyor ve fiyatlamalarda aşağı yönlü baskı oluşturuyor.

Toplantı Dönemleri ve Piyasa Beklentileri

Küresel finansal sistemin yönünü tayin eden Federal Açık Piyasa Komitesi toplantıları yıl boyunca belirli bir takvime göre ilerliyor. 2023 yılı için paylaşılan resmi verilere göre bu kritik buluşmalar 25-26 Ocak, 15-16 Mart, 2-3 Mayıs, 13-14 Haziran, 25-26 Temmuz, 19-20 Eylül, 31 Ekim-1 Kasım, 12-13 Aralık tarihlerinde gerçekleştiriliyor. Toplantıların öncesinde ve sonrasında, piyasa beklentilerinin aşılması veya altında kalınması durumlarında finansal enstrümanlarda oldukça sert ve hızlı fiyat hareketleri meydana gelebiliyor.

EPDK Düğmeye Bastı, On Yıllık Süresi Dolan Tesislerin Kaderi Belli Oldu
EPDK Düğmeye Bastı, On Yıllık Süresi Dolan Tesislerin Kaderi Belli Oldu
İçeriği Görüntüle

ABD Merkez Bankasının para politikası kapsamında aldığı faiz kararları, küresel sermayenin yönünü belirleyerek altın, borsa, döviz ve dijital varlıklar üzerinde çok güçlü ve dönüştürücü etkiler yaratmaya devam ediyor.

Muhabir: Betül Gökçe AKGÖL BAYRAKTAR