Fransa’nın Afrika’daki Neo-sömürgeci politikaları özellikle Nijer’in ekonomik güvenliğinde tehdit yaratmaya başladı.
Avrupa’nın en büyük elektrik ihracatçısı olan Fransa üretiminin büyük bir kısmını, on yıllardır Nijer’den neredeyse bedava aldığı uranyumdan temin ediyor. Elektrik üretiminin üçte ikisini nükleer santrallerden sağlayan Nijer bu alanda dünyada birinci sırada geliyor. Fransa, bu şekilde Nijer’den sömürdüğü uranyum ile hem kendi ekonomisinin enerji ihtiyacını temin ederken hem de milyarlarca dolarlık ihracat geliri elde etmiş oluyor.
Nijer'de çıkarılan Uranyum 1960’lı yıllardan itibaren elektriğe dönüştürülerek Fransa'nın haksız rekabet üstünlüğü ve önemli karlar elde etmesine sebep oldu. Ostim Teknik Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı hesaplamalar doğrultusunda, Fransa, Nijer’den sömürdüğü uranyumda elde ettiği gelirin (ekonomik değer) sadece %3,2'sini Nijer’e ödüyor.
Almanya merkezli Springer Verlag tarafından yayımlanan ‘’Capitalism at a Crossroads’’ başlıklı 2023 yılında yayınlanan kitapta “ On Economic Security and the Political Economy of Neocolonialist Capitalism: The Case of France and Niger’s Uranium Resources” başlıklı kısmında çeşitli iktisatçılar, yeni sömürgeciliğin ekonomik güvenlik üzerindeki etkisini Nijer örneği üzerinden ele aldı.
Analizde hukuken bağımsız bir devlet olan Nijer'e odaklanılarak ulusal güvenliğini tehlikeye atan yeni sömürgeci tehdide değiniyor. Çalışmanın gösterdiği üzere, Nijer, ekonomik ve teknolojik üstünlüğü haksız fiyatlandırmalarla uranyum elde etmek maksadıyla kullanan Fransa'ya karşı uzun yıllardır adil olmayan kaynak transferleri gerçekleştirmek zorunda kaldı.
Analizde düşüncelerini belirten yazarlardan, İktisatçı Prof. Dr. Murat Yülek söz konusu araştırmada Fransızların Nijer'deki uranyum rezervlerini sömürmesini incelediklerini ve Nijer'in ekonomik güvenliğine yönelik neo koloniyalist bir tehdidi ele aldıklarını vurguladı. Araştırmacı Saim Karabulut ise, Nijer'deki uranyumun değerini ve bölgede etkin enerji şirketlerine değindi.
Buna göre Fransız Nükleer Enerji Şirketi AREVA (yeni adıyla ORANO), Nijer'deki uranyum işletme haklarını yaklaşık 47 yıldır elinde bulunduruyor. Burada çıkarılan uranyum Fransa'nın elektrik ihtiyacının neredeyse üçte birini karşılıyor. Yani, Fransız hükümeti, büyük nükleer enerji sistemi için gereken uranyumun çoğunu Nijer'den sağlıyor.
İşçiler Zor Şartlarda Çalıştırılıyor
İktisatçı Saim Karabulut konuyla ilgili açıklamalarında, ‘’Fransa halihazırda 3 yıllık ihtiyacını karşılayacak zenginleştirilmiş uranyum stoğuna sahip. Nijer’in kuzeyinde bulunan ve dünyanın en büyük uranyum yataklarından biri olan Imouraren madeninin işletmesi için de Nijer devletiyle anlaştı. Yaklaşık 200 bin metrik ton rezervi olduğu tahmin edilen madende, uranyum çıkarma işlemi ise 2028'de başlayacak. Dünya genelinde en büyük uranyum üreticilerinden biri olan AREVA, bu faaliyetleri yürütürken çevreye büyük önem verdiğini ve şirketin varlığının Nijer'in gelişimine önemli ölçüde katkı sağladığını iddia ediyor. Bu iddiayı desteklemek için yerel halkın madenlerde doğrudan istihdam edildiği ve bu nedenle elde edilen gelirin Nijer için en önemli döviz kaynağı olduğunu belirtiyor.
Fakat Public Eye, 2008 yılında AREVA'nın Nijer'deki çalışmalarının korkunç koşullar altında gerçekleştiğini ve radyoaktif kirliliğe yol açarak birçok çalışanın ölümüne neden olduğunu rapor etti. Bu doğrultuda, insan hakları aktivistleri grubu AREVA'yı dünya genelinde en kötü şirket olarak ilan etti. Dahası, Nijer'de, Fransız şirketi tarafından işletilen ve 2021'de kapatılan bir maden sahasında, sadece bir tanesinde 20 milyon ton radyoaktif atığın çevrede bırakıldığı belirlendi. Fransız sivil toplum örgütü Radyoaktivite Hakkında Bağımsız Araştırma ve Bilgi Komisyonu (CRIIAD), bu maden sahasındaki radyoaktif atıkların kil ile kaplanması gerektiğini, ancak Fransız şirketin bu önlemi almadığını ifade etmekte ve bu 20 milyon ton radyoaktif atığın, bölgede yaşayan 100 bin kişinin sağlığını doğrudan tehdit ettiğini belirtiyor.
Araştırmacı Ali Osman Karcı ise Afrika’daki Fransız askeri operasyonları ve Nijer’deki siyasi gelişimlere ele aldı. Fransa'nın Afrika kıtasındaki etkisi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer gibi Sahel ülkelerinde azalmaya başladığına değindi.
Fransa, tarihinde Gabon, Senegal, Benin, Tunus, Gine, Burkina Faso, Çad, Kamerun ve Cibuti gibi birçok ülkeye yönelik hem sosyal açıdan hem de ekonomik açıdan olumsuz etkiler bırakmıştır. Bu etkiler, insan hayatının kaybına ve bu ülkelerin yer altı kaynaklarıyla birlikte kültürel dokularının değişimine yol açtı. Fransa’nın sorumlu tutulduğu Cezayir soykırımı ve Ruanda katliamı gibi acımasız olaylar ise insanlık tarihine derin yaralar açmış durumda. Nijer gibi dünyanın en büyük uranyum rezervlerine sahip ülkeler, uzun yıllar boyunca Fransız etkisine maruz kalarak sömürüldü, sömürülmeye devam ediyor. Bu nedenle ülkelerin ekonomik yapıları hala çok kırılgan ve istikrarsız bir vaziyette bulunuyor.
Fransa'nın bu tür sömürgeci politikaları ise bu ülkelerin ekonomik güvenliğinde ciddi şekilde tehdit yaratıyor. Fransa'nın halen özellikle ekonomik çıkarlarını koruma adına devam ettirdiği bu yaklaşım ile sömürdüğü ülkelerin ulusal bağımsızlıklarını ve ekonomik güvenliklerini olumsuz yönde etkilemeyi sürdürüyor.
Kaynak: Ostim Teknik Üniversitesi