Danimarka Krallığı’na bağlı ancak özerk statüye sahip olan Grönland, yüzölçümüyle Türkiye’nin yaklaşık üç katı büyüklüğünde olmasına karşın sadece 60 bin nüfusa sahiptir. Adanın yüzde 80’i buzullarla kaplı ve bu buzulların tümüyle erimesi durumunda küresel deniz seviyesinin yaklaşık 7 metre artış göstermesi öngörülüyor.
Karayolu ağı yer almayan Grönland’da ulaşım, tekne, helikopter ve kış dönemlerinde köpek kızaklarıyla gerçekleştirilmektedir. Buz örtüsünden arındırılmış alanlar esas alındığında kişi başına düşen yaşam alanı dünya ortalamasının çok üzerindedir.

Nadir Toprak Elementleri ve Stratejik Konumun Önemi
Grönland, başta nadir toprak elementleri olmak üzere uranyum, çinko, altın ve elmas bakımından yüksek potansiyele sahip olduğu ifade edilmektedir.
Bu madenler, savunma sanayii, yenilenebilir enerji ve yüksek teknoloji üretimi açısından ciddi öneme sahiptir. Bununla beraber, buzulların erimesi ile Arktik Okyanusu, Çin ile Avrupa arasındaki ticarette Süveyş Kanalı’na alternatif bir güzergah haline gelmektedir. Grönland, bu hattın tam merkezinde bulunur.
Trump Grönland’ı Neden İstedi?
ABD’nin adanın kuzeyinde yer alan Pituffik Uzay Üssü, Rusya’dan gelebilecek muhtemel balistik füze tehditlerine yönelik erken uyarı sisteminin kritik parçasıdır.
Çin’in bu bölgede altyapı faaliyetlerini sürdürerek madencilik yatırımlarını gelişmesi ile beraber ABD ve Danimarka üzerinde önemli ölçüde güvenlik problemleri yaşanmaktadır.
Bu anlamda Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma hedefi, bu sebeple siyasi bir konudan öte askeri, ekonomik ve jeopolitik bir hamle olarak yorumlanmaktadır.





