Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksama, modern dönemin en büyük enerji arz kesintilerinden biri olarak kayıtlara geçti. McKinsey Küresel Enstitüsünün raporuna göre, kriz öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si ile küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si bu güzergâhtan sağlanıyordu.
Söz konusu kesintinin zirveyi gördüğü dönemde küresel petrol ve gaz arzının yüzde 14’ü etkilenirken, bunun yüzde 91’ini petrol oluşturdu. Doğal gazdaki doğrudan kayıp ise küresel arzın yaklaşık yüzde 3’üyle sınırlı kaldı.
Alternatif Güzergahlar ve Stoklar Devreye Girdi
Hürmüz’den geçen petrol akışındaki düşüşü telafi etmek maksadıyla alternatif boru hatları ve diğer üretim kaynakları kullanıldı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki boru hatlarının daha yoğun işletilmesiyle günlük yaklaşık 4,7 milyon varillik petrolün Hürmüz dışından piyasaya ulaştırıldığı öğrenildi.
Küresel petrol stoklarından da günlük yaklaşık 3,5 milyon varil kullanılırken, petrol tüketimindeki düşüş arz açığının önemli bölümünün dengelenmesine yardımcı oldu.
Raporda, bu tedbirlerin enerji piyasalarındaki şoku hafiflettiği ancak stokların azalması, rafineri kapasitesindeki kayıplar ve alternatif güzergahların bölgesel gelişmelere karşı kırılganlığının küresel enerji güvenliği açısından risk teşkil etmeye devam ettiğinin altı çizildi.





