Ticari Hayat Gazetesi yazarı Begüm Öncü’nün bu haftaki konuğu, Türkiye’nin en değerli cerrahlarından kalp ve damar cerrahisi alanında birçok üstün başarılara sahip, sayısız kritik ameliyatları başarıyla tamamlamış, insan hayatına dokunan, mesleğine gönül vermiş bir cerrah olan kalp ve damar cerrahı Doç. Dr. Macit Bitargil oldu.  

Aşırı Kuruyemiş Tüketimi Sindirim Sorunu Yaratıyor Aşırı Kuruyemiş Tüketimi Sindirim Sorunu Yaratıyor

Begüm Öncü (B.Ö.): Akademik kariyerine devam ederek hem ülkemizde hem de uluslararası kalp ve damar cerrahisi alanında bilimsel çalışmaları olan ve bu çalışmalarla tıp alanına önemli katkılar sağlamış, yeni teknikler geliştirmiş, tıp alanında birçok yeniliklere öncülük etmiş, bilimsel çalışmaları sonucunda hazırladığı çok sayıda makalesi ödül almış bir Akademisyen - Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Macit Bitargil bu haftaki konuğum.

Değerli hocam, zaman ayırıp bu röportajı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Röportajımıza başlarken sizi biraz tanıyabilir miyiz? Mesleki ve akademik kariyerinizden bahsedebilir misiniz?

Macit Bitargil (M.B.): Selamlar. Öncelikle bu keyifli röportaja beni davet ettiğiniz için teşekkür etmek isterim. Tıp fakültesi, doktorluk yaşantısı ve akademik hayat uzun bir yolculuk. Yaklaşık olarak 1997 yılından beri bu yolda yürümeye devam ediyorum. Ben kalp ve damar cerrahisi doktoruyum. Uzmanlık eğitimimi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’nda gerçekleştirdim. Uzman olduktan sonra doğu hizmetimi yapmak üzere yaklaşık 2.5-3 yıl Kars Kafkas Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde bulunarak o bölgedeki kalp ameliyatlarının başlatılması konusunda kurucu cerrahlardan biri olarak görev yaptım. Daha sonra uzun bir dönem İstanbul Şişli Etfal Hastanesinde çalıştım. Yürütmüş olduğum akademik ve bilimsel çalışmalar, verdiğim cerrahi hizmet sonucu kalp ve damar cerrahisi alanında doçent doktor olmaya hak kazandım. O dönem Amerika ve dünyanın en iyi hastanelerinden biri olarak kabul edilen Mayo Clinic Hastanesi Göğüs-Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’ne fellow olarak davet edildim. Yaklaşık 1.5 yıl ileri seviye koroner bypass (minimal invazif) ve kalp nakli ekibinde çalıştım. Türkiye’ye döndüğümden beri Acıbadem Sağlık Gurubu’nda çalışmaktayım. Şu an Acıbadem Taksim, Acıbadem Fulya, Acıbadem International ve Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) hastanelerinde kalp ve damar cerrahı olarak çalışmaktayım. Türkiye’de ve dünyada çok sayıda atıf almış onlarca bilimsel proje tamamladım ve kalp ameliyatları ile ilgili bazı ameliyat teknikleri geliştirdim. 

B.Ö.: Hocam, çok kutsal bir göreviniz var ve işinizi severek yapıyorsunuz. Gece-gündüz demeden hayat kurtarmaya devam ediyorsunuz. Sahada aktif olarak birçok vakayla karşılaşıyorsunuz. Kalp hastalıkları da günümüzde oldukça yaygın durumda. Kalp sağlığımızı korumak için günlük hayatımızda nelere dikkat etmeliyiz?

M.B.: Aslında tam da bu konuda paylaşımlar yaptığım “Doc. Dr. Macit Bitargil” adı altında bir Instagram hesabı yönetiyorum. Kalp ve damar sağlığı konusu çok önemli bir konu, çünkü dünyada ve Türkiye’de en çok ölüme sebep olan nedenlerin başında gelmekte. Dolayasıyla sağlıklı yaşamak, bu işte temel prensip. Hareketli olmak, spor yapmak, sedanter hayattan kaçınmak, kaliteli uyku uyumak, stresi azaltmak için meditasyon, yoga, açık hava doğa yürüyüşleri gibi aktivitelere katılmak, sağlıklı beslenmek bu işin temeli. Ayrıca yüksek tansiyon, yüksek kolesterol veya şeker hastalığı gibi kavramları sıkı takip etmek, varsa tedavisini olmak kalp ve damar sağlığının olmazsa olmazı. Bu şekilde hastalıkların yaklaşık yüzde 90’ına mani olmamız mümkün. Cinsiyet, yaş ve genetik ise kalp ve damar hastalıklarında değiştiremediğimiz faktörler.

B.Ö.: Kalp ve damar cerrahisi yeniliklere açık olan bir branş. Bu sebeple kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisindeki son gelişmeler hakkında neler söylemek istersiniz?

M.B.: Teknoloji her geçen gün değişiyor ve sağlık sektöründe de bu yenilikler hepimizin hayatını kolaylaştırıyor. On, yirmi yıl önce hayal olarak düşünülen kavramları artık günlük hayatımızda kullanıyoruz. Eskiden koca koca kesilerle yapılan kalp ameliyatlarını, damar ameliyatlarını, varis ameliyatlarını artık teknolojinin yardımıyla küçücük kesilerden yapmamız mümkün. Hastaya girişim yapmadan radyolojik görüntüleme yöntemleri ile tanıları koymamız da mümkün.

B.Ö.: Kıymetli hocam, teknoloji alanındaki yenilikler hayatımızın her alanında önemli bir yer kazanıyor. Günümüzde özellikle yapay zekâ teknolojileri aktif olarak kullanılmaya başlandı. Tıpta yapay zekâ teknolojisinin kullanılmasını bir cerrah olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

M.B.: Yapay zekâdan bazen ben de yardım alıyorum. Günlük hayatımızda işlerimizi kolaylaştıran ve bize ciddi miktarda vakit kazandıran bir teknoloji. Her konuda iyi bir yardımcı. Fakat mutlaka kontrol altında tutulması gerektiğini düşünüyorum.

B.Ö.: Hem doktor hem de akademisyen olarak sivil toplum ve sosyal yardımlaşma konularında aktif çalışmalar yapıyorsunuz. Ben de gönüllü olarak Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfında (TÜSİAV) İstanbul İl Koordinatörü olarak görev yapıyorum. Vakfımız da gönüllülük adına birçok alanda ülkemize katkı sağlayan çeşitli faaliyetlerde bulunmakta. Son olarak hepimizi çok üzen 6 Şubat depremi sonrası deprem bölgemizde gönüllü doktor olarak görev aldınız. Bu konulardaki hassasiyetiniz ve yardımlarınız için sizi çok kutlarım. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları (STK) hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyim?

M.B.: Evet ben de bir Antakyalı olarak yaşanan bu deprem felaketinden dolayı hâlâ çok üzgünüm. Allah bir daha böyle acıları yaşatmasın. Hepimiz için çok zorlu bir süreçti. Ben de felaketi öğrenir öğrenmez aynı zamanda bir sivil toplum kuruluşu olan ve üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği ile bağlantıya geçtim, bölgeye yaklaşık 50 kişilik bir ekiple (cerrah, hemşire, sağlık çalışanı, yardım malzemeleri) uçakla intikal ettik. Antakya şehir merkezinde sahra hastanesi kurma, insanları arama ve enkazlardan kurtarma, halka yemek dağıtma ve ihtiyaç malzemelerini dağıtma konusunda elimizden geldiğince bölgeye yardımcı olmaya çalıştık. Şehre vardığımızda koca bir şehrin yok olduğunu gördük. Dondurucu soğuk altında görebileceğiniz en kapsamlı post apokaliptik felaket filmi senaryolarında bile yer almayacak sahnelerle karşılaştık. Bütün bunları yaparken ekip lideri olarak karşılaştığım manzaralar, insanların o çaresizliği, kaybettiğim akraba, arkadaş ve komşuları düşündüğümde hayatımda yaşadığım en zor günlerdi diyebilirim. O günlerde Türkiye’deki neredeyse bütün sivil toplum kuruluşları can siperhane, tek vücut ve tek amaçla yardıma koştu. Bölgeye yağmur gibi yardım yağdı, yaraları sarmaya çalıştı. Sonrasında da özellikle eğitim ve sağlık alanında bölgeye ve bölgeden etkilenen insanlara sivil toplum kuruluşları tarafından ciddi destekler verildi. Dolayısıyla insan hakları, çevre bilinci, sağlık, eğitim gibi konularda katılımcı ve etkili sivil toplum çalışmalarının, toplumun gelişimine olumlu katkılar sağladığını düşünüyorum.

Kaynak: Begüm Öncü