Televizyonun, küresel konumlandırma sistemlerinin (GPS), iletişim uydularının ve bilimsel gözlem mekanizmalarının tümüyle devre dışı kaldığı bir dünya tasavvuru, gelişen uzay endüstrisiyle beraber daha net bir problem haline dönüşmektedir. Yaklaşık 70 yıl önce Dünya çevresinde dönen tek büyük gök cismi Ay iken, çağımızda saatte yaklaşık 28 bin kilometre hızla hareket eden binlerce yapay nesne yörüngeyi kaplamaktadır.

Mühendislik bileşenleri tedarik şirketi Accu tarafından ABD Uzay Kuvvetleri verileri kullanılarak gerçekleştirilen analizler, şu anda yörüngede izlenebilen 33 bin 269 nesne olduğunu ve bunların 17 bin 682'sini aktif uyduların oluşturduğunu göstermektedir. Geriye kalan binlerce parçayı ise kullanılmış roket gövdeleri, vidalar, somunlar ve uzay araçlarından kopan boya tabakaları gibi başıboş uzay çöpleri meydana getirmektedir.

Orion Kuşağı Nedir? Gökyüzünün En Ünlü Yıldız Dizisi
Orion Kuşağı Nedir? Gökyüzünün En Ünlü Yıldız Dizisi
İçeriği Görüntüle

Kessler Sendromu Yörüngede Kendi Kendini Besleyen Bir Yıkım Döngüsü Başlatıyor

Uzay enkazının meydana getirdiği esas büyük tehlike, çevresel bir kirlilik olmasının dışında, "Kessler sendromu" olarak isimlendirilen zincirleme bir kazalar silsilesini tetikleme potansiyelidir. İlk kez 1978 senesinde NASA bilim insanı Donald J. Kessler tarafından ortaya çıkarılan bu teori kapsamında, yörüngedeki her çarpışma binlerce yeni mikro parçanın ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Dünya'daki kazaların tersine uzayda meydana gelen enkaz yere düşmemekte, saatte 10 bin ila 30 bin kilometre arasındaki hızlarla savrularak diğer uydular için tehlikeli birer mermi haline gelmektedir. Yörüngede yeteri miktarda bir enkaz alanı meydana getirdiğinde, bu parçaların birbirini tetikleyen etkisiyle kendi kendini besleyen bir döngü başlayacak ve zaman içerisinde tüm uzay faaliyetleri tehlikeye girecektir.

Yörüngesel Çarpışmalar ve İstasyon Tahliyeleri Tehlikenin Boyutunu Gösteriyor

Kessler sendromunun ortaya çıkardığı senaryolar, uzay tarihinde meydana gelen somut kazalarla gerçeklik kazanmaya başlamıştır. Amerikan iletişim uydusu Iridium ile Rus yapımı Kosmos 2251 uydusunun 2009 yılında çarpışarak tümüyle parçalanması, yörüngesel risklerin en önemli örneklerinden birini meydana getirmiştir. Yakın süreçte, hizmet dışı kalmış bir Rus uydusunun parçalanması sebebiyle Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotlar güvenli bölmelere sığınmak durumunda kalmıştır. Çinli taykonotların da uzay istasyonunda mahsur kalmasına neden olan bu tür olaylar, alçak Dünya yörüngesindeki en küçük enkaz parçalarının bile ne kadar büyük askeri ve sivil tehlikeler içerdiğini açıkça göstermektedir.

Muhabir: Tuğba Ergen