Teorik fizikçiler, evrenin en temel taşlarından biri olan ışığın devamlı hareket halinde olma sebebini ve kütlesiz doğasını ele almaktadır. Bilim insanları, ışığı oluşturan fotonların durgun kütleye sahip olmadığını, bu sebeple durmalarının fiziksel açıdan olanaksız bulunduğunu ve var oldukları an itibarıyla uzay boşluğunda saniyede yaklaşık üç yüz bin kilometre hızla ilerlemek durumunda kaldıklarını aktarmaktadır.
Elektromanyetik teoriye göre ışık, birbirini devamlı tetikleyen elektrik ve manyetik alanların titreşimiyle oluşmaktadır. Uzmanlar, değişen bir elektrik alanının manyetik alanı, değişen manyetik alanın ise yeniden elektrik alanı oluşturması ile ışığın dış bir kuvvete gerek duymadan kendi kendini uzayda ilerlettiğini kaydetmektedir. Bu kendi kendini besleyen döngü, fotonların ortamdan bağımsız biçimde, sürekli bir salınım ve yayılım göstermesini sağlamaktadır.
Görelilik teorisi kapsamında kütlesi olan nesnelerin ışık hızına erişmesi sonsuz enerji gerektirdiği için olanaksız görülürken kütlesiz fotonlar doğrudan bu hızda varlık göstermektedir. Analistler, ışığın bir problemle karşılaştığında soğurularak yok olabildiğini fakat durdurularak durağan bir şekilde saklanamadığını belirtmektedir. Işığın doğası gereği gösterdiği bu kesintisiz hareket, evrendeki zaman ve mesafe algısının temellerini meydana getirmektedir.




