Küresel iklim dengesizlikleri sebebiyle kontrolden çıkan alevler ormanda yaşayan milyarlarca canlının ölümüne yol açarak atmosferdeki karbon dengesini kökten sarsıyor.

Küresel Çapta Yaşanan Büyük Yıkımlar

Dünya genelinde yaşanan orman yangınları son yıllarda epey artış gösterdi. Nitekim ülkemizde de özellikle son yıllarda yangınların yıkıcı etkisi daha fazla hissediliyor. Geçmiş dönemlerde Amazon havzasında meydana gelen felaketler binlerce hektarlık alanı yok ederken, Avustralya kıtasında aylarca kontrol altına alınamayan alevler milyonlarca canlı türünün sonunu getirdi. Avustralya’daki Cobargo köyüne ulaşan alevler, birkaç saat içerisinde yerleşim yerini tamamen yok etti. Bugün burası, Avustralya’nın Kara Yazı olarak bilinen dönemin sembolüne dönüşmüş durumda. Avustralya’da günlerce devam eden yangınlarda 34 kişi yaşamını yitirirken, yaklaşık 3 milyar hayvan öldü. Yangınlarda 186 bin kilometrekarelik bir alan yok oldu.

Benzer şekilde Amerika Birleşik Devletleri'nin batı kesimlerinde de yangınların sıklığı ve can kayıpları korkutucu boyutlara ulaştı. Türkiye'de de farklı dönemlerde aynı anda başlayan onlarca yangın, Manavgat, Marmaris ve Bodrum gibi turistik ve ekolojik öneme sahip bölgelerde derin yaralar açtı. Hafta boyunca 35 farklı şehirde çıkan 129 yangının büyük kısmı ekiplerin yoğun çabasıyla söndürülürken, hayatını kaybeden dokuz kişinin ve yüzlerce yaralının acısı hafızalardaki yerini koruyor.

Kanye West İstanbul’u Salladı: Konsere 118 Bin Kişi Katıldı
Kanye West İstanbul’u Salladı: Konsere 118 Bin Kişi Katıldı
İçeriği Görüntüle

Doğal Döngünün Bozulması ve Yangın Ekolojisi

Orman yangınları, birçok habitatta yıllardır görülen doğal döngünün bir parçası. Yangınlardan sonra doğa kendini bir şekilde yenilemeyi başarıyor. Bu doğal yangınlar olmasaydı, bu ortamlarda gelişen türlerin birçoğuna bugün sahip olamazdık. Eğer yangın ve ateş olmasaydı, hayatta kalmak için “yangın ekolojisine” bağlı olan veya bu duruma uyum sağlayan ağaç türlerinin büyük çoğunluğu varlıklarını sürdürmek için mücadele etmek durumunda kalırdı. Bu da bu türlerin hayatta kalmasını daha da zorlaştıracaktı. Ancak yangınların yaygınlaşması ve yoğunluğu tehdit oluşturuyor. Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte kuru hava ve rüzgarın birleşmesi, kıvılcımların hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Alevlerin hızı belirli bir eşiği geçtiğinde ise modern müdahale ekiplerinin yeşil alanları ve çevredeki yerleşim birimlerini koruması imkansız hale geliyor.

İklim Değişikliği ve Ortaya Çıkan Yeni Tehditler

Gezegenin ısınması sadece sıcaklık artışıyla kalmayıp, orman ekosistemlerini hastalıklara karşı da korumasız bırakıyor. ABD Küresel Değişim Araştırma Programı’nın 2017 tarihli bir raporunda, son yıllarda “orman yangınları faaliyetinde derin bir artış olduğuna” dikkat çekildi. Orman yangınlarına yönelik risklerin artmasının nedenleri arasında havaların daha sıcak olması, daha kuru koşulların oluşması, kuraklığın artması ve yangın mevsiminin de uzaması gösteriliyor. Diğer bir etken de, bitki ve ağaçların yaygın olarak ölmesine neden olan yeni zararlı canlıların ve hastalıkların ortaya çıkması. Örneğin, zümrüt kül kurdu olarak bilinen bir zararlı canlı, ABD genelinde milyonlarca ağacın ölümüne neden oldu. Ölen bu ağaçlar, geniş arazilerde odun olarak kalır ve bu da bir yangın başladığında yakıt görevi görür. Kuruyan bitki örtüsü, küçük bir kıvılcımla devasa bir yangın havuzuna dönüşebiliyor.

Uluslararası Kurulların Gelecek Öngörüleri

Uluslararası bilim kurulları, mevcut iklim trendlerinin devam etmesi durumunda yangın sezonlarının çok daha tehlikeli hale geleceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Yıldırım düşmesi gibi tamamen doğal faktörlerin yanı sıra, insan kaynaklı ihmaller ve kasıtlı eylemler de felaketlerin ana nedenleri arasında yer almaya devam ediyor. Uzmanlar, ormanlık alanlara yakın bölgelerde yaşayan toplulukların bilinçlendirilmesi ve arazi yönetim stratejilerinin değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Türkiye'nin 2025 Yılı Yangın Verileri

Ülkemizde bir önceki yıl meydana gelen orman yangınlarının istatistiki verileri, Akdeniz kuşağında yer alan topraklarımızın karşı karşıya olduğu tehlikenin büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor. İki bin yirmi beş yılında ülke genelinde çıkan orman yangınlarında binlerce hektarlık yeşil alan zarar görürken, müdahale ekiplerinin havadan ve karadan yürüttüğü operasyonlar bütçede büyük bir pay tuttu. Geçen yılın yaz aylarında yaşanan kuraklık dalgası, özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerindeki ormanlarda hassasiyeti en üst seviyeye çıkardı. İki bin yirmi beş verilerine göre, yangınların çıkış nedenleri arasında ilk sırayı yine anız yakma, piknik ateşleri ve sigara izmariti gibi insan kaynaklı ihmaller aldı. Bu verilere dayalı olarak geliştirilen erken uyarı sistemleri ve teknolojik yatırımlar, alevlere müdahale süresini kısaltsa da kaybedilen bitki örtüsünün ve yaban hayatının geri kazanılması onlarca yıllık bir zaman dilimini gerektiriyor.

Küresel ölçekte tırmanışa geçen bu afet zinciri, acil önlem alınmadığı takdirde dünyanın yeşil mirasını yok ederek tüm ekolojik dengeleri altüst etmeye devam ediyor.

Muhabir: Betül Gökçe AKGÖL