Türk futbolunun günümüzde elde ettiği milyar dolarlık sponsorluk ekosisteminin temelleri, 1970'li yılların sonunda o dönemler 22 yaşında olan vizyoner bir genç olan Turgay Yağan’ın girişimiyle atıldı. Almanya’daki kulüplerin forma reklamı alarak önemli gelirler kazandığını fark eden Yağan, bu modeli Türkiye’ye uyarlama kararı aldığında karşısında daha önce benzer bir örnek yer almıyordu. Kıyıkent kumsalında bir gece vakti kurulan bu hayal, kısa zaman içerisinde Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi dev kulüplerin kaderini değiştirecek bir ekonomik devrime yol açtı.
İlk Reklamlı Forma Sahaya Nasıl İndi?
Sürecin ilk belirgin adımı, dönemin Fenerbahçe Başkanı Faruk Ilgaz’ın ikna edilmesi ve Otomarsan ile anlaşma sağlanmasıyla atıldı. Federasyon iznine başvurmadan hazırlanan reklamlı formalar, maç günü soyunma odasında futbolculara verildi. Maç öncesinde hakem tarafından yöneltilen "Federasyondan izin var mı?" sorusuna karşılık, tribünlerdeki 30 bin seyirciyi ve yedek formanın olmayışından yararlanan Yağan, reklamlı formaların yeşil sahaya ilk kez adım atmasına öncülük etti.
Bu başarıyı Beşiktaş’a da aktaran Yağan, siyah-beyazlı ekibi "Emayetaş" reklamıyla sahaya çıkardı.
Sürecin Galatasaray tarafı ise unutulmaz bir etik dersine sahne oldu. Efsanevi başkan Selahattin Beyazıt, projeyi çok beğenmesine karşın, Turgay Yağan ile olan akrabalık bağı sebebiyle "Dedikodu olur, bu işi sana veremem" diyerek teklifi geri çevirdi. Bu tavır, Türk spor yöneticiliğindeki liyakat anlayışının en önemli anlarından biri olarak hafızalarda yer edindi.
Bu önemli yolculuğun en yakın tanığı ise o dönemlerde tıp eğitimi alan Mehmet Binnet idi. Arkadaşının şeref tribünlerindeki bu mücadelesini izleyen Binnet, futbol dünyasıyla kurduğu bu ilk bağların ardından kariyerini spor hekimliğine yönlendirdi. Yıllar sonra Türk Milli Takım doktoru ve UEFA Sağlık Kurulu üyesi olarak dünyaca üne kavuşan Prof. Dr. Mehmet Binnet, tıp branşı kararını o günlerdeki heyecanla verdi.
Günümüzde her alanı sponsorluklarla donatılan futbol dünyasında Turgay Yağan’ın 22 yaşındayken açmış olduğu bu yol, sınırlı bütçelerle mücadele eden takımlar için bir can suyu oldu.





