Bazen bir renk, yalnızca renk değildir. Türk kırmızısı da öyle. Anadolu’da doğmuş, ustaların elinde şekillenmiş ve yavaş yavaş dünyaya yayılmış bir hikayeden söz ediyoruz. Türk kırmızısı, 18. ve 19. yüzyıllarda pamuklu kumaşların boyanmasında kullanılan parlak ve kalıcı bir kırmızı tonuydu. Bu rengi özel kılan şey, kökboya bitkisinin kökünden elde edilmesi ve pamuk üzerinde uzun süre canlı kalabilmesiydi.

Eşi Benzeri Olmayan Bir Renk

Puantiye Geri Dönüyor: İlkbahar Sezonunda Nostaljik Desen
Puantiye Geri Dönüyor: İlkbahar Sezonunda Nostaljik Desen
İçeriği Görüntüle

Türk kırmızısının sırrı, rubia adı verilen kökboya bitkisinde saklı. Anadolu kökenli bu bitki, Osmanlı döneminde Edirne’de yetiştirilmeye başlandı ve sonuçlar kısa sürede dikkat çekti. Yapışkan otu, boyalık otu ya da sarı pörç gibi isimlerle de anılan bu bitkinin kökünden elde edilen boya, pamuklu kumaşlara adeta tutunuyordu.

O dönem için bu, neredeyse imkansız sayılıyordu. Çünkü pamuk, boyayı kolay kolay kabul etmezdi. Hele kırmızı gibi iddialı bir rengi uzun süre koruması neredeyse hayaldi. Türk kırmızısı bu hayali gerçeğe dönüştürdü.

Sabırla Yoğrulan Bir Ustalık

Bu rengi elde etmek için pamuklu kumaşlar defalarca yıkandı, kül suyunda bekletildi, zeytinyağı ve koyun gübresiyle işlendi. Günler, haftalar süren bu işlemler kimi kaynaklara göre 40 günü buluyordu.

Uzun işlemler sonunda ortaya çıkan renk, bütün bu zahmete değiyordu. Parlak, canlı ve yıllar geçse de solmayan bir kırmızı… İşte Türk kırmızısını diğerlerinden ayıran da tam olarak buydu.

Avrupa’nın Peşine Düştüğü Renk

O yıllarda Avrupa’da pamuklu kumaşlarda böyle canlı bir kırmızı elde edilemiyordu. Bu yüzden Türk kırmızısı kısa sürede büyük ilgi gördü. Özellikle soylular ve saray çevreleri bu renkle boyanmış kumaşları tercih etti.

Avrupa ülkeleri, bu rengin sırrını öğrenmek için Osmanlı topraklarına ustalar gönderdi. 18. yüzyılda Edirneli iki boya ustasının Fransa’ya gitmesiyle Türk kırmızısı Avrupa’da üretilmeye başlandı. Bu nedenle Fransa’da 'Edirne kırmızısı' adıyla da anıldı.

Zamanla Unutulan Bir Değer

Sanayi Devrimi ile birlikte sentetik boyalar yaygınlaştı. Üretimi zahmetli olan Türk kırmızısı zamanla geri planda kaldı ve tarifi unutuldu.

Bugün ise Türk kırmızısı, geçmişten kalan önemli bir kültürel miras olarak hatırlanıyor.

Muhabir: Tuğba Ergen