Yapay zekâ, günlük hayatta kullandığımız neredeyse her teknolojik alette karşımıza çıkıyor. Sistemin öğrenme süreci bir insana benzese de temel olarak belirgin farklar buluyor. Yapay zekâ, insanların yaşayarak veya hissederek edindiği bilgileri, kendisine yüklenen devasa veri akışıyla öğreniyor.
Yapay Zekâ Tam Olarak Nedir?
Yapay zekâ aslında insan gibi düşünebilen bir sistem değildir. İnsan zekâsını taklit eden sistemlerin bir bütünü olarak ifade edilir. Tahmin edileceği gibi insani duygularda barındırmaz. Yapay zekânın bu yüzden bir duyguya, bilince veya kişiliğe sahip olması beklenmez. O sadece kendisine sunulan verileri analiz ederek onlardan bir sonuç çıkarır.
Daha önceki bilgilerle ve yeni aktarılan bilgiler arasında bir bağlantı bulur. Bulduğu bağlantılar sayesinde de bir sonraki adımda ne olacağını tahmin eder.
Öğrenme Süreci Nasıl İşler?
Yapay zekânın öğrenme süreci tamamen yüklenen veriye göre ilerler. Sisteme ne kadar çok veri yüklenirse yapay zekâ o kadar çok şey öğrenir.
Örneğin sisteme binlerce kedi ve köpek fotoğrafı yüklerseniz, yapay zekâ bunları analiz ederek sistemine ekler. Fotoğraflardaki kedilerin kulak yapıları, tüyleri ve göz şekilleri sistem tarafından kaydedilir. Daha önce göstermediğiniz yeni bir fotoğrafı bu bilgi akışından sonra sisteme yüklerseniz, kaydedilenlerini inceler. Eğer yüklediğiniz fotoğraf, kaydedilen fotoğraflar arasındaki kedi türüne benziyorsa, “bu bir kedidir” diye tahminde bulunur.
Yapay zekâ aslında bu süreci bir tahmin mekanizması üzerine kurar. Bu mekanizma genel olarak makine öğrenmesine benzetilir. Yani sistem geçmiş bilgilerine bakarak bir analiz oluşturur ve yeni bir durumda ilgili analiziyle birlikte bir tahminde bulunur.




