Konya Kağıt’ın İzmir Yatırımına Bakanlık Onayı: İmar Planı Askıya Çıkıyor
Konya Kağıt’ın İzmir Yatırımına Bakanlık Onayı: İmar Planı Askıya Çıkıyor
İçeriği Görüntüle

Sektörel verilere göre yıllık 1,38 milyon adetlik üretim hacmine ulaşan Türkiye, Avrupa genelinde imalat listelerinde üst sıralara tırmanmayı başardı.

Küresel ölçekte sürdürülebilir ulaşım modellerine yönelik ilgi her geçen gün artarken, iki tekerlekli araç sektörü de kabuk değiştiriyor.

Avrupa Pazarlarında Dikkat Çeken Yükseliş Grafiği

Dünya Bisiklet Endüstrisi Birliği ile Bisiklet Endüstrisi Derneği Başkanlığı görevlerini yürüten Bayram Akgül, 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü kapsamında sektörel duruma dair güncel verileri paylaştı. Son 5 yıllık süreçte iç piyasada hem hacimsel büyüklük hem de toplumsal farkındalık boyutunda köklü bir kırılma yaşandığını ifade eden Bayram Akgül, Türkiye'de bisiklet ve elektrikli bisiklet pazarının giderek büyüdüğünü belirtti. Sektörün güncel konumuna dikkat çeken Bayram Akgül, "2025 yılında yayımlanan Confederation of the European Bicycle Industry raporuna göre Türkiye, toplam bisiklet ve elektrikli bisiklet satışında Avrupa'nın altıncı en büyük pazarı konumuna geldi" dedi.

İmalat Gücü ile Tüketim Arasındaki Büyük Fark

Sektörün iç piyasadaki büyümesinin ötesinde, asıl büyük başarı sanayi imalatı bacağında gözleniyor. Türkiye'nin kıta genelindeki endüstriyel ağırlığına ve üretim kapasitesi ile iç pazar kullanımı arasındaki duruma parmak basan Bayram Akgül, "2025 yılında yayımlanan Confederation of the European Bicycle Industry raporuna göre Türkiye, toplam bisiklet ve elektrikli bisiklet (e-bisiklet) satışında Avrupa'nın altıncı en büyük pazarı konumuna geldi. Ama asıl kritik tablo şu, Türkiye aynı zamanda Avrupa'nın dördüncü büyük bisiklet üreticisi. Yani üretimimiz güçlü, kapasitemiz var ancak bu kapasite iç pazara yeterince yansımıyor. Üretim gücümüzle kullanım yaygınlığımız arasında ciddi bir uçurum var. Bu uçurumu güvenli ve kesintisiz bisiklet yolları ve teşviklerle kapatmak öncelikli hedefimiz" diye konuştu.

Portekiz ve İtalya Gibi Devlerin Yanında Yer Alıyor

Sanayi altyapısının ulaştığı seviyeyi detaylandıran Bayram Akgül, ülkenin imalat gücü ve dış pazar çeşitliliği hakkında önemli bilgiler verdi. Türkiye'nin bugün Avrupa'nın önde gelen bisiklet üreticilerinden biri olduğunu dile getiren Bayram Akgül, "Yıllık üretim kapasitemiz bunun da üzerine çıkabilecek nitelikte. E-bisiklet tarafında ise hem ihracatta hem iç tüketimde belirgin bir ivme söz konusu" diye konuştu. Üretilen bu araçların ana ihraç rotasını ise başta Almanya olmak üzere Hollanda, İtalya, Fransa ve İskandinav ülkeleri oluşturuyor.

Şehir İçi Ulaşımda Elektrikli Dönem Başladı

Özellikle batarya destekli modellerde yaşanan talep patlamasının arkasında yatan nedenlere ve trafikte ortaya çıkan durumlara değinen Bayram Akgül, "Kovid-19 dönemiyle başlayan ve artan ilgiyle bunu daha çok görmeye başladık. Herkes tarafından yokuş demeden kullanılabilmesi, bu aracı bir spor ve hobi aracından şehir içi ulaşım aracına dönüştürdü. Bir yandan yakıt fiyatları, motorlu taşıtların maliyeti, otopark ücretleri, şehir trafiği derken bunların toplamı insanları alternatif arayışlara itiyor. Ne var ki kesintisiz ve güvenli bisiklet yollarının yetersizliği, buna ek olarak piyasadaki bazı ürünlerin hız ve güvenlik sınırlarını aşacak şekilde modifiye edilmesi, faydalı bir ulaşım çözümü olabilecek bu aracı zaman zaman ciddi riskler doğuran bir unsura çeviriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Enerji İthalatını Azaltacak Makroekonomik Formül

Sektörel gelişim sadece bireysel bütçeleri değil, devletin makroekonomik dengelerini de doğrudan yakından ilgilendiriyor. Ülkenin senede ortalama 65 milyar dolarlık enerji ithalatı faturası ödediğini ve bu kalemin büyük kısmını ulaşımdaki akaryakıt tüketiminin oluşturduğunu hatırlatan Bayram Akgül, bu bağımlılığı kırmanın yolunun iki tekerlekli araçlardan geçtiğini savundu. Süreci sadece bireysel bir hobi veya tercih olarak görmemek gerektiğini vurgulayan Bayram Akgül, "Fosil yakıtlarda görmekte olduğumuz kalıcı baskı bu eğilimi güçlendirmeye devam edecek. Bisikleti ve e-bisikleti yalnızca bireysel bir tercih meselesi olarak değil, makroekonomik bir araç olarak ele almak gerekiyor. Bisikletli yaşamın yaygınlaşması yerli üretim ekosisteminin büyümesi, servis-bakım ve yan sanayide istihdam artışı ve hem yerli hem yabancı bisiklet turizminin canlanması yoluyla doğrudan yakıt tasarrufunun çok ötesinde kalıcı bir ekonomik değer üretme imkanı sunuyor" dedi.

Büyükşehir Trafiğini Hafifletecek Yüzde 30 Kriteri

Metropollerdeki araç yoğunluğunu azaltmak adına yapılabilecek dönüşümün boyutunu çarpıcı istatistiklerle ortaya koyan Bayram Akgül, "Büyükşehirlerdeki tüm yolculukların yaklaşık yüzde 30'unun 5 kilometrenin altında olduğunu kabul edersek, bu kısa mesafelerin önemli bir kısmı e-bisiklete kayabilir, trafikteki araç sayısı belirgin biçimde azalabilir. Avrupa'daki örnekler bu dönüşümün kalabalık koridorlarda trafiği yüzde 40-45 hafifletebildiğini gösteriyor. Bu verilerin toplanabilmesi politika kararlarının gerekçelendirilebilmesi açısından kritik" tespitini paylaştı. Kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin bu alandaki destek mekanizmalarını genişletmesi gerektiğini anlatan Bayram Akgül, Türkiye Bisiklet Yolu Ağı Master Planı'nın son derece kapsayıcı bir yol haritası çizdiğini, bazı büyükşehirlerde atılan değerli adımların ise ulusal bir koordinasyon çatısı altında birleştirilmesi icap ettiğini sözlerine ekledi.

Avrupa'nın en büyük dört imalatçısından biri olarak yıllık 1,38 milyon adetlik üretime imza atan Türkiye'nin bu sanayi gücünü iç pazardaki altyapı yetersizliklerini çözerek kullanım yaygınlığına dönüştürmesi hem milyar dolarlık akaryakıt tasarrufunun hem de kent içi trafik yoğunluğunu yüzde 45 seviyelerine kadar hafifletmenin en stratejik anahtarı olarak öne çıkıyor.

Kaynak: AA