Türkiye’nin modernleşme aşamasında ticaretin ve sosyal yaşamın merkez üssü olan Ankara, pek çok "ilk"e imza atmaktadır. Ankara’nın tarihi semti Ulus’ta 1964 yılında hizmet vermeye başlayan Anafartalar Çarşısı, Türkiye'nin ilk alışveriş merkezlerinden biri olmasının yanında, Ankara’nın ilk yürüyen merdivenini bünyesine katmasıyla kentsel hafızada önemli bir yere sahiptir.

Mimari ve Sanatın Buluşma Noktası
Ferzan Baydar, Affan Kırımlı ve Tayfur Şahbaz’ın ortak imzasını barındıran Anafartalar Çarşısı, 1964 yılında tamamlanarak hizmetine Ankaralıların sunulmuştur. Dönemin mimari anlayışını gösteren yapı, ticari bir alan olmasının yanı sıra yaşayan bir müze olarak tasarlanmıştır. Çarşının duvarlarında yer alan Cevdet Altuğ, Füreya Koral, Seniye Fenmen ve Attila Galatalı gibi önemli sanatçılara ait seramik panolar ve rölyef eserler, yapıyı sanatsal açıdan kamusal sanatın ilk örneklerinden biri haline getirmiştir.

İlk Yürüyen Merdivenler
Anafartalar Çarşısı’nı döneminin diğer yapılarından farklılaştıran en belirleyici özellik, Ankara'nın ilk yürüyen merdivenlerine sahip olmasıydı. Çağımızda standart bir teknoloji olarak görülse de 1960’lı yıllarda bu merdivenler, teknolojik yenilik anlamında da dikkat çekmiştir. Dönemin çocukları için bir lunapark oyuncağı görevi gören bu merdivenler, Ankaralıların teknolojiyle tanıştığı önemli noktalardan biri haline geldi. Yapılan araştırmalar, Anafartalar Çarşısı'ndaki yürüyen merdivenlerin, o dönemde modern şehir yaşamına adaptasyonun simgesi olduğunu göstermektedir.
Ulus’un Kalbinde Ticari Devrim
Açıldığı süreçte Türkiye’de benzerine az rastlanır bir ticaret kompleksi olan çarşı, Ankara’nın toplanma alanı işlevini üstlendi. Bilimsel şehir planlama açısından ele alındığında, çarşı, geleneksel esnaf kültürü ile modern mağazacılık anlayışını bir araya getiren bir geçiş formu olarak görülmektedir. Ulus’un tarihi ve kültürel dokusuyla bütünleşen yapı, günümüzde hala o günün anılarını taşıyan esnafı ve ziyaretçileriyle yaşayan bir tarih olarak hizmet vermeye devam etmektedir.




