Uzayda hareket eden cisimler, Dünya yüzeyinde deneyimlediğimiz yer çekimi etkisinden yoksundur. Yer çekimi tümüyle ortadan kalkmaz, Dünya’dan uzaklaştıkça etkisi giderek zayıflar. Teorik açıdan evrensel çekim alanı sonsuz mesafelerde etkilidir, bununla beraber pratikte etkisi izlenebilir sınırlar içinde bulunmaktadır.
Uzayda bir cismin “düşme” hareketi, en yakın ve kütlesi büyük gök cisimlerinin çekim etkisine bağlıdır.
Dünya çerçevesinde, Güneş ve Ay gibi gök cisimleri başlıca referans noktalarını oluşturur. Kütlesi büyük olan Güneş, Dünya’nın hareketinde düşmeye en yakın benzeri oluşturan çekim kuvvetini sağlar, bu sebeple Dünya’nın hareketi Güneş etrafında dönme şeklinde açıklanabilir.
“Dünya Güneş’e doğru düşüyor” ifadesi teknik açıdan doğru değildir. İkili gök cismi sistemlerinde, cisimlerin hareket analizinde ortak kütle merkezi esas alınır. Kütlelerden biri büyük olduğunda, bu merkez büyük kütleye yakın konumlanır.
Güneş ve Dünya örneğinde, ortak kütle merkezi, Güneş’in merkezine yakın konumlanmıştır. Bu sebeple Dünya, Güneş’e doğru çekiliyormuş gibi görünür ancak her iki cisim de bu ortak merkez etrafında serbest düşme hareketinde bulunur.
Güneş’in çekim etkisi olmasaydı, Dünya’nın uzaydaki hareketi, doğrusal bir yol boyunca serbest şekilde gerçekleşirdi. Bu bağlamda“düşme” kavramı, referans cisme bağlı olarak tanımlanabilir. Yani, uzayda mutlak bir aşağı yönü yoktur.




