Orta Asya’dan Anadolu’ya aktarılan ve Türk kültürünün en eski hayvancılık ritüellerinden biri olarak bilinen "Saya Gezmesi" geleneği, Ankara’nın ilçelerinde ve köylerinde sürdürülmeye devam etmektedir. Özellikle Pursaklar, Elmadağ, Beypazarı ve Güdül gibi hayvancılığın yoğun olduğu bölgelerde gerçekleştirilen bu uygulama, kış ortasında baharın müjdecisi ve bereketin simgesi olarak kabul edilmektedir.
Kuzuların "Yüzü" Güldüğünde Başlıyor
Halk dilinde "Koyun Yüzü" veya "Sayagan" olarak da adlandırılan bu gelenek, koç katımından tam 100 gün sonra yapılmaktadır. Genel söylentiye göre bu dönemde ana karnındaki kuzuların tüyleri çıkmaya ve yüzleri şekillenmeye başlar. Doğuma 50 gün kala gerçekleştiren bu törenle, sürülerin sağlıklı yavru vermesi ve baharın bollukla geçmesi için dualar edilmektedir.
Kapı Kapı Bereket Toplanıyor
Ankara’daki kutlamalarda köylü gençler deve, koyun veya "Köse" gibi farklı tiplemeleri canlandırarak tiyatral bir ekip oluşturmaktadır. Davul-zurna eşliğinde mahalle mahalle, kapı kapı gezen sayacılar, kendilerine has maniler söyleyerek ev sahiplerinden un, yağ, bulgur ve şeker gibi ürünler topar. Paylaşımcı ruhun ortaya çıktığı bu gezide, toplanan malzemelerle köy odalarında veya meydanlarda büyük bir "Saya Yemeği" yapılarak tüm halka sunulur.
Sinsin Ateşiyle Taçlanan Gece
Ankara’ya özgü Saya Gezmesi’ni diğer bölgelerden ayıran en belirgin biri ise kutlamaların akşamında yakılan büyük "Sinsin Ateşi" olmaktadır. Ateş üzerinden atlanarak gerçekleştirilen Sinsin oyunuyla, kışa veda edilirken, toplumsal birliktelik pekiştirilmektedir.




