Antik heykellerin beyaz olduğu düşüncesinin binlerce yıllık bir yanılgıdan ibaret olduğu anlaşıldı. Bilimsel incelemeler, bu eserlerin geçmişte rengarenk olduğunu kesin olarak kanıtladı.
Polychrome Tekniği
Antik dönem sanatçıları eserlerini gerçekçi kılmak için polychrome adı verilen çok renklilik tekniğini kullanıyordu. Heykeltıraşlar mermeri yontarken ressamlar figürleri kırmızı, mavi ve yeşil gibi parlak tonlarla boyayarak hayata döndürüyordu. Kimi eserlere altın, gümüş ve değerli taşlar da eklenerek görkemli bir görünüm elde ediliyordu. Toprak altında geçen binlerce yıl, oksitlenme ve ışıkla temas bu pigmentlerin aşınarak yok olmasına neden oldu.
Beyazlık Nasıl Bir İdeale Dönüştü?
Heykeller 14. yüzyılda yeniden keşfedildiğinde boyaları silinmiş, sade beyaz mermer dokusuyla gün yüzüne çıktı. Rönesans dönemi sanatçıları ve İtalyan entelektüelleri bu beyazlığı bilgeliğin ve saflığın simgesi olarak benimsedi. Orta Çağ'ın renkli sanatını ilkel bulan bu bakış açısı antik beyazlığı yüksek sanatın zirvesi olarak tanımladı. Leonardo da Vinci gibi isimler de resim ve heykel alanlarının ayrışması gerektiğini savunarak bu sadeleşme eğilimine destek verdi.





