Karaköy’ün dar sokakları arasında saklı kalmış İstanbul’un ilk camiisidir. İstanbul’daki ilk ezan Arap Camii’nden okunmuştur.

Camii, 716-717 yılları arasında gerçekleştirilen İstanbul kuşatması sırasında yapılmıştır. Arap Camii’nin içindeki güney duvarında tarihçeyi anlatan bir mermer kitabe vardır. Bu kitabede camiinin Emevi Kumandanı Mesleme tarafından yaptırıldığı yazmaktadır.

San Paolo’dan Arap Camii’ne

Daha önce camiinin olduğu yerde Katolik kilisesi vardır. VI. yüzyılda San Paolo kilisesi olarak inşa edilmiştir. Kuşatma sırasında bu kilise camiye çevrilmiştir. XIV. yüzyılda San Paolo ve San Domenico adını taşıyan yeni bir kilise yapılmıştır. Dominiken tarikatı üyeleri tarafından yapılan kilisenin yanında bir manastır da yapılmıştır. XIV. ve XV. yüzyılın ilk yarısında İtalyanlar caminin olduğu yerde gömülmüştür. Bu mezarlıklardan günümüze 100’den fazla mezar taşı kalmıştır. Bulunan mezar taşları bugün Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor

İstanbul 1453 yılında fethedildikten sonra 1475 yılında San Paolo kilisesi yeniden camiye çevrilmiştir. Bu bir fetih geleneği olarak yapılmıştır. Geleneğe göre fethedilen yerin en büyük kilisesi camiye çevrilir. Fatih Sultan Mehmet tarafından yeniden camiye çevrilen kilisenin etrafına 1492’de Endülüs’ten göç eden Araplar yerleşir. Bu nedenle caminin adı Arap Camii’dir.

Çok defa bakım çalışması yapılan eser sırasıyla, III. Mehmet, II. Mustafa’nın eşi Saliha Sultan tarafından onarılmıştır, genişletilmiş ve yeni bir şadırvan da yaptırılmıştır. 1807’de meydana gelen bir yangın sonucunda yeniden onarılan caminin avlusundaki şadırvan Mehmet Ali Paşa tarafından eklenmiştir. 1913-1919 yıllarında cami Giritli Hasan Bey tarafından yeniden onarılmıştır. Hasan Bey, çatıyı değiştirir, avluyu genişletir, son cemaat yerini ekler, minareyi Arap üslubuna göre yeniden biçimlendirir ve mahfilleri de onarmıştır.

Evde Bakılması Zararlı Olabilecek Bitkiler Evde Bakılması Zararlı Olabilecek Bitkiler

Gotik Üsluptaki İlk Camii

Mihrabın sol kısmında bir hücre vardır. Bu kısım Meslemenin Çilehanesi adı verilerek yapılmıştır. Cami dikdörtgen biçimindedir.  Bizans İmparatoru Justinianos döneminde bu yapıda bir çan kulesi vardır. Daha sonra bu çan kulesi minareye dönüştürülmüştür. Caminin minaresinin alt tarafından avluya doğru çıkılmaktadır. Minarenin üst kısmında sivri kemerli ikiz pencere vardır. Bu pencere Osmanlı-Türk döneminde açılmıştır. Cami yapı olarak bazilika biçimindedir. Yer yer gotik mimari biçimiyle karşılaşmak da mümkün. Kulenin üçüz pencereleri mazgal haline dönüştürülmüş. Yapıda Barok üslubuyla da karşılaşılır. Bunlar mihrap, Hünkar Mahfili ve yan kapıların dış çerçevelerdir. Barok üslubunun dönemi Saliha Sultan dönemine denk düşer. Onarım öncesinde gotik üslubunda inşa edilen bu yapılar onarım sırasında dönemin sanat anlayışına bürünür. Ön cephe duvarının hemen yanında iki çeşme vardır. Bu iki çeşme daha önce Ali Paşa hayratı olarak yapılmıştır. Cumhuriyet’in ilanından sonra cami için 2008 yılına kadar herhangi bir onarım işi yapılmaz. Önce 2008 yılında ardından 2011 yılında yeniden onarılan yapı bugünkü biçimine bu iki onarımdan sonra kavuştu.

33 Beyitten Oluşan Kitabe

Hacı Emin Efendi, 1807 yılındaki onarım çalışmaları sırasında 33 beyitlik bir kitabe yazar. O sırada divan-ı hümayun katiplerindendir. Kitabe caminin yapımını ve yapıldığı dönemi anlatmaktadır. Kitabede Mesleme ve ordusunun bu bölgeyi fethetmesi hakkında bilgi verir.

Kaynak: Haber Merkezi