İnsanlık tarihi süresince dört yapraklı yoncadan astrolojiye kadar geniş bir alanda tanımlanan "şans" kavramı, modern bilim dünyasında farklı bir boyutta değerlendirilmektedir. Uzmanlar, şansın doğaüstü bir güç olmaktan öte, insan beyninin karmaşık rastlantısallığı anlamlandırma çabası olduğunu göstermektedir.
Oxford İngilizce Sözlüğü (OED) verilerine göre, İngilizcedeki "luck" sözcüğü kökenini Almanca "mutluluk" anlamına gelen luk veya gelucke sözcüklerinden almaktadır. En başlarda kumarbazlar arasında teknik bir terim olarak kullanılan bu kavram, zaman içerisinde çabanın dışında gerçekleşen olayları anlamlandırmak üzere dile yerleşmiştir.
Rastlantısallık ve Yanlış Algı
Bilimsel açıdan rastgelelik, tam tahmin edilmezlik anlamına gelir. Matematiksel aşamalarda sonucun kendisinden öte, sonuca nasıl erişildiği önemlidir. Bununla birlikte insan zihni, süreçten ziyade sonuca odaklandığı için istatistiksel verileri yorumlama esnasında sıkça hataya düşer.
İnsan zihni, doğası itibarıyla karmaşanın içinde bir düzen arama eğilimi gösterir. Bilim insanları bu bilişsel süreçlere şu kavramlarla açıklık getirmektedir:
Apofeni: Birbiriyle alakasız olaylar arasında anlamlı bağlar kurma eğilimi
Pareidolia: Rastgele şekillerde tanıdık yüzler görme eğilimi
Patternicity (Örüntücülük): Anlamsız veriler içinde anlamlı desenler bulma durumu
Psikolog Michael Shermer, bu durumu "agenticity" (fail arama) kavramıyla açıklayarak, insanların dünyada meydana gelen olayları görünmez ve bilinçli bir gücün yönettiğine inanma eğiliminde olduğunu belirtir.
Pittsburgh Üniversitesi'nden filozof Nicholas Rescher ise şansı, insanlık durumunun ana gerçeği olarak tanımlar. Rescher, evrenin özünde adaletli bir işleyişin olmadığını ve "iyi insanların başına kötü şeyler gelmesi" gibi durumların ancak "şans" kavramıyla rasyonalize edebildiğini dile getirmektedir.




