Milyonlarca yıldır dünyadaki su miktarının neden hiç değişmediğini merak ettiniz mi? İçtiğimiz her damla su, okyanuslardan atmosfere, oradan toprağın derinliklerine uzanan kusursuz bir geri dönüşüm sisteminin parçasıdır. Güneşin ısısıyla yükselen ve yer çekimiyle tekrar yeryüzüne dönen suyun bu devasa serüveni, yaşamın devamlılığını sağlayan en temel mekanizmadır.

Yaşamın Kesintisiz Çarkı: Hidrolojik Döngü

Doğa, varlığını sürdürebilmek için sürekli hareket halindedir ve bu hareketliliğin en önemli parçalarından biri olan su döngüsü, suyun yeryüzü ile gökyüzü arasında yolculuk yapması anlamına gelir.

Teknik olarak hidrolojik döngü denilen bu süreçte su, okyanuslardan havaya havadan toprağa ve yerin altına kadar her yeri dolaşır.

Katı, sıvı ve gaz hallerine bürünerek dünyayı bir uçtan bir uca gezen su, bu sayede hem iklimleri belirler hem de hayatın devam etmesini sağlar.

Su Miktarı Neden Hiç Azalmıyor?

Dünyadaki toplam su miktarının zamanla azaldığını ya da arttığını düşünebilirsiniz fakat gerçek çok farklıdır. Su döngüsü aslında kapalı bir sistemdir. Yani dışarıdan su eklenmez ve içerideki su da kaybolmaz. Sadece sürekli form ve yer değiştirir.

Volkanik hareketler gibi çok küçük istisnalar dışında, dünyadaki suyun kütlesi hep aynı kalır. Denizlerdeki su buharlaşıp gökyüzüne çıkar, oradan yağmur olup yere iner ve tekrar okyanuslara karışır. Bu sonsuz çevrim, suyun miktarını sabit tutan muazzam bir dengedir.

İçtiğimiz Su Ne Kadar Az?

Yerkürenin büyük bir kısmı sularla kaplı olsa da, aslında kullanabileceğimiz su miktarı şaşırtıcı derecede azdır. Toplam rezervlerin tam yüzde 97,5'i okyanuslarda bulunan tuzlu sulardan oluşur.

Geriye kalan yüzde 2,5'lik tatlı su payının ise büyük bölümü buzullarda ya da yerin çok derinlerinde saklıdır.

Teşkilat Rekora Koştu, NOW Ana Haber İkinciliğe Yerleşti
Teşkilat Rekora Koştu, NOW Ana Haber İkinciliğe Yerleşti
İçeriği Görüntüle

Nehirler ve göller gibi kolayca ulaşabildiğimiz kaynaklar, dünyadaki toplam suyun yalnızca yüzde 0,02'sine denk gelir ve bu kısıtlı miktar, su döngüsü sayesinde sürekli tazelenerek canlıların kullanımına sunulur.

Döngüyü Hareket Ettiren Gizli Güçler

Sistemin çalışması için iki büyük kuvvete ihtiyaç vardır ve bunlar güneş ile yer çekimidir. Güneş, suyu ısıtıp buharlaştırarak gökyüzüne taşırken yer çekimi ise yoğunlaşan bu suları yağmur, kar ya da dolu olarak tekrar aşağı çeker.

Bu iki gücün yardımıyla su, bazen bir bitkinin yaprağında terleme yoluyla havaya karışır bazen de toprağın derinliklerine sızarak yeraltı nehirlerini besler.

Serüvenin Aşamaları: Buharlaşmadan Kaynağa

Su döngüsü birbirine bağlı pek çok adımdan oluşur. Okyanuslardan buharlaşan su, atmosferde görünmez moleküller halinde birikir ve yoğunlaşarak bulutları oluşturur.

Yağış olarak yeryüzüne düşen suyun bir bölümü toprağın derinliklerine süzülerek sızma işlemini gerçekleştirirken bir kısmı da akarsular aracılığıyla tekrar denizlere dökülür.

İklimin soğuduğu dönemlerde suyun büyük kısmı buzullarda hapsedilirken sıcaklık arttığında bu buzlar eriyerek okyanus seviyelerini yükseltir. Sonuçta her damla, başladığı yer olan o büyük okyanusa dönmek için yola devam eder.

Muhabir: Merve Kesgin