Avrupa Merkez Bankasının yayımlanan son toplantı tutanakları, yüksek enflasyon baskısı altındaki yönetim konseyinde faiz artışı yönündeki baskıların tırmandığını ortaya koydu.
Fikir Ayrılıkları Yaşandı
ECB Yönetim Konseyi'nin Frankfurt'ta 28-29 Nisan'da yapılan para politikası toplantısının tutanakları yayımlandı. Tutanaklar, Yönetim Konseyi üyelerinin politika faizini sabit tutma kararının, beklenenden çok daha zor alındığını ortaya koydu. Kalıcı yüksek enflasyon karşısında bazı Konsey üyelerinin, özellikle enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyonist baskıyı göz ardı etmekte ve faiz artırımından kaçınmakta zorlandığı görüldü. Frankfurt'taki idari merkezde yapılan müzakerelerin, Avrupa'nın finansal geleceği açısından oldukça kritik bir dönüm noktası olduğu anlaşıldı.
Bekleme Stratejisi Geçerliliğini Yitirdi
Yüksek faiz politikasını erteleme ve piyasaları izleme yönündeki ana akım görüşlerin, konsey içindeki gücünü her geçen gün kaybetmeye başladığı resmi raporlara yansıtıldı.
Finans yönetiminin zirvesindeki isimlerin, enflasyon oranlarındaki katılık karşısında faiz hamlesini yapmaya ne denli yakın oldukları kendi kurdukları cümlelerle tescillendi. Tutanaklarda, nisan toplantısına ilişkin "Birçok üye, bu kararın sınırda olduğunu kaydetti. Eğer masaya getirilmiş olsaydı, mevcut toplantıda faiz oranlarının artırılmasına karşı çıkmayacaklarını belirttiler" ifadesi kullanıldı.
Arz Şokunu Görmezden Gelmeme Eğilimi
Faiz artırımı için bekleme yönündeki fikirlerin ağırlığını kaybettiğinin ifade edildiği tutanaklarda, enflasyondaki geçici yükselişi faiz artırmadan tolere etme stratejisinin ne kadar uygun olduğunun giderek daha fazla sorgulandığı aktarıldı. ECB'nin tutanaklarında kurumsal iletişim stratejisine de dikkat çekilerek, "Yapılacak iletişimler, Yönetim Konseyinin arz şokunu görmezden gelme eğiliminde olduğu izlenimini vermemelidir" uyarısı yapıldı. Konsey üyeleri, piyasalara ihtiyatlılık sinyali verilmesi, enflasyondaki yukarı yönlü riskler ile büyümedeki aşağı yönlü risklerin yoğunlaştığının net şekilde aktarılması gerektiğinin altını çizdi.
Orta Doğu ve Hürmüz Boğazı Eksenindeki Jeopolitik Enerji Şoku
Avro Bölgesi'ndeki ekonomik durgunluk ve fiyat artışlarının kökeninde, kıta dışındaki stratejik ticaret yollarında patlak veren sıcak çatışmalar yer alıyor.
Şubat sonunda Orta Doğu'da başlayan savaşın ardından yaşanan petrol fiyatı şoku, Avro Bölgesi finans piyasalarındaki hareketliliğin ana belirleyicisi oldu. Enerji maliyetlerindeki keskin yükseliş hem ekonomiye yük bindirdi hem de enflasyonu besledi. Tutanaklara göre, ECB İcra Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, konuya ilişkin yaptığı sunumda, Hürmüz Boğazı'nın olası şekilde yeniden açılmasına yönelik ihtimallerin, Brent petrol vadeli işlemlerinde yüksek oynaklığa yol açtığını belirtti.
Orta Vadeli Enflasyon Hedefinden Sapılacak mı?
Uluslararası finans analistleri, merkez bankasının makro hedeflerinin gerisinde kalan mevcut oranların kısa süre içinde güncelleneceğini iddia ediyor.
Bu arada piyasalardaki enerji şokunun büyük ve kalıcı olduğu yönündeki beklentiler, yatırımcıların 2026 ve 2027 yılları için enflasyon tahminlerini yukarı yönlü yenilemesine neden oldu. Avro Bölgesi'nde nisanda yüzde 3 olarak gerçekleşen enflasyon oranı, ECB'nin yüzde 2'lik orta vadeli hedefinin tam bir puan üzerinde seyrediyor.
Haziranda Puan Artışı Beklentisi
Piyasalarda, "ECB’nin faiz artırımına gideceğine dair öngörüler" öne çıkmaya devam ediyor. Analistler, Orta Doğu'da kalıcı barış anlaşması sağlanamaması durumunda faiz artışının kaçınılmaz olabileceğini kaydediyor. Artan enflasyonist riskleri değerlendiren uzmanlar, ECB'nin 11 Haziran'daki toplantısında, politika faizini yüzde 2 seviyesinden yüzde 2,25'e yükseltebileceğini öngörüyor.
Frankfurt'ta yapılan kritik nisan toplantısının ardından sızan resmi belgeler, konsey üyelerinin mevcut faiz oranlarını sabit tutarken büyük bir dirençle karşılaştığını kanıtlarken, analistlerin haziran ayı için işaret ettiği puan artışı öngörüleri Avro Bölgesi'nin önümüzdeki süreçte daha sert bir ekonomik mücadele vereceğini tescilliyor.




