Elon Musk, insan yaşamı ve ölüm kavramına ilişkin tartışmalara neden olan yaklaşımıyla gündeme geldi.
Biyolojiyi klasik tıbbi perspektiften öteye taşıyarak mühendisliğe dayalı bir bakış açısıyla değerlendiren Musk, insan bedeninin zaman içerisinde eskiyen bir makine olmadığını, belirli bir noktada kendini kapatacak biçimde tasarlanan bir sistem olduğunu ifade etmektedir.
Musk, insan bedeninin yaşlanma evresinin aşınma ve yıpranma şeklinde değil, planlı şekilde eskime şeklinde gerçekleştiğini dile getirmektedir. Bu görüşünü, bedenin tüm sistemlerinin birbirine uyum gösteren biçimde çökmesi üzerinden temellendiren Musk, yaşlanmanın, merkezi bir biyolojik zamanlayıcının devre dışı bırakma sisteminin devreye alınmasıyla gerçekleştiğini belirtmektedir.
İnsan Bedeni, Kapanma Komutu Alan Bir Sistem mi?
Musk’ın görüşüne göre, insan bedeni, donanımsal açıdan tükenen bir yapıdan öte, belli bir süreçte kapanma komutu alan bir sistemdir. Bu bakış açısı, ölümün organ yetersizliği ya da hücresel bozulmadan öte genetik kodların komutu sonucu ortaya çıktığını ifade etmektedir.
Bu sebeple Musk, problemin çözümü için organ nakli, vitaminler veya klasik tıbbi müdahalelerin yerine genetik açıdan söz konusu mekanizmanın tespit edilerek, programın yeniden yazılması olarak görmektedir.
Mühendislik Mantığı ile Evrimsel Gerçeklik Arasındaki Çatışma Nasıl İşler?
Uzmanlar, Musk’ın görüşünün vizyoner olmasının yanı sıra biyolojinin karmaşık doğasını basitleştirme riski taşıdığını ifade etmektedir.
Biyolojik sistemler, mühendislik dünyasındaki temiz kod mantığının ötesinde milyarlarca yıl süresince adaptasyon ve evrimsel çözümlerle biçimlenmiş kaotik yapılar olarak tanımlanır. Bu sebeple insan bedeni, doğrusal çalışan bir yazılım sisteminin ötesinde, katmanlı süreçlerden oluşan bir biyolojik ağ olarak görülür.





