Netflix’in sinema dünyasındaki konumu yıllardır tartışılıyor. Kimine göre büyük bir tehdit, kimine göre kaçınılmaz bir gelecek.
Son günlerde bu tartışmada sesini en net yükseltenler ise azımsanacak isimler değil: Guillermo del Toro ve David Fincher.
Oscar İvmesi Tartışmayı Büyüttü
Guillermo del Toro’nun "Frankenstein" filmi, 9 Oscar adaylığıyla yalnızca ödül sezonunun değil, Netflix sinemasının da merkezine yerleşti.
Platformun uzun süredir hayalini kurduğu “En İyi Film” Oscar'ı için Frankenstein bu sene güçlü bir aday olarak görülüyor.
"O sene bu sene mi?" sorusunu yüksek sesle sordurtuyor.
Film, Netflix’teki izlenme performansıyla da bu desteği boşa çıkarmadı; platformun en çok izlenen yapımları arasına girdi.
Oscar adaylığı için ABD’deki sınırlı sinema gösterimlerinin kapalı gişe geçmesi de tartışmayı bambaşka bir noktaya taşıdı: "Demek ki mesele salon mu, platform mu değil; mesele filmin kendisi."
Hollywood’dan Beklenmedik Bir Dayanışma
Filmin arkasındaki destek listesi de oldukça dikkat çekici.
Francis Ford Coppola’dan Bradley Cooper’a, Emerald Fennell’den Martin Scorsese’ye kadar uzanan geniş bir çevre, Frankenstein’ın arkasında duruyor.
Bu destek, Netflix yapımı bir filmin artık “ikinci sınıf” görülmediğinin de bir göstergesi.
Bu listeye David Fincher’ı da eklemek sürpriz olmaz. Yönetmen, yakın zamanda Frankenstein için “Muhteşem, olağanüstü” ifadelerini kullandı.
Peki, Fincher’ın bu sözlerini, Netflix filmlerine yöneltilen “ruhsuzluk” eleştirilerine bir yanıt olarak görebilir miyiz?
Bu soruya yanıt vermeden önce şunu belirtmek de fayda var: del Toro'nun "Frankenstein"ının hikayesi, çok ama çok güçlü bir hikaye...
Son yıllarda yazılmış dahice senaryoya, oyunculuklar da eklenince ortaya 9 dalda Oscar adayı bir film çıkıyor.
“Muhteşem, olağanüstü” övgüleri de böylece “ruhsuzluk” eleştirilerinin üzerini çiziyor.
“Ekranın Büyüklüğü mü, Fikirlerin mi?”
Guillermo del Toro, işte tam da burada meseleyi daha temel bir yerden ele alıyor ve tartışmayı iki soruyla başka bir boyuta taşıyor: "Ekranın büyüklüğü mü, yoksa fikirlerin büyüklüğü mü?” önemli...
Bu iki soru, aslında Netflix tartışmasının özünü oluşturuyor.
Sonuç Olarak
Frankenstein’ın Oscar yolculuğu ve arkasındaki güçlü yönetmen desteği, Netflix sinemasına dair tartışmayı yeniden alevlendirmiş durumda.
İki güçlü yönetmen Guillermo del Toro ve David Fincher’ın bu tartışmada ortak noktası net:
Sinemayı tanımlayan şey perdenin büyüklüğü değil, anlatılan hikayenin gücü. O hikayenin nerede gösterildiğinin ise hiç bir önemi yok. Yeter ki hikaye bir şekilde izleyiciyle buluşsun.
Bu tartışmayı başlatan Netflix'in her gecen gün sinemaya hükmetmesi, sinemanın geleceğini de belirleyecektir.




