Türksat 7A için İmzalar Kasımda Atılıyor
Türksat 7A için İmzalar Kasımda Atılıyor
İçeriği Görüntüle

Antik Yunan döneminden beri evrenin yapısını, gezegen hareketlerini ve müzikal ses aralıklarını tek bir matematiksel düzlemde birleştiren "Kürelerin Müziği" teorisi pek çok bilim insanı tarafından araştırma konusu olmuştur. Araştırmacılar, Pisagor ve öğrencileri tarafından geliştirilen söz konusu felsefi yaklaşımın matematiğin doğadaki evrensel dilini anlama konusunda en önemli tarihsel basamaklardan biri olduğunu kaydetmektedir.

Pisagor, bir telin uzunluğu ile çıkardığı sesin frekansı arasındaki matematiksel oranları keşfederek müzik ile sayılar arasında önemli bir bağ kurmuştur. Bu ilkeyi kozmosa aktaran antik düşünürler, Güneş, Ay ve bilinen gezegenlerin dönme hızları ve uzaklıkları oranında özel bir frekansta ses yaydığını ileri sürmüştür. Bilim insanları, gök cisimlerinin devamlı oluşturduğu bu senfoninin doğduğumuz andan itibaren var olması sebebiyle insan kulağı tarafından fark edilmediğine inanıldığını düşünmektedir.

Gök Mekaniğinde Pisagorcu Uyum ve Kepler Yasaları

Antik Çağ'da ortaya atılan bu felsefi düşünce, Rönesans döneminde modern astronominin doğuşuna da zemin oluşturmuştur. Ünlü gök bilimci Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş etrafındaki yörüngelerini ve hareket hızlarını değerlendirirken Kürelerin Müziği teorisinden ilham alarak "Dünyanın Uyumları" isimli eserini kaleme almıştır. Kepler'in gezegenlerin geometrik ve matematiksel uyumunu ararken keşfettiği üçüncü gezegen yasası, günümüzde modern astrofiziğin ve uzay dinamiklerinin temel yapı taşlarından biri olarak değerlendirilmektedir.

Muhabir: Sibel BAY