McKinsey Küresel Enstitüsünün raporunda yer alan değerlendirmelere göre, hâlihazırda planlanan ve tartışılan projelerin 2030’a kadar tamamlanması durumunda, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek yeni bir kesintide kriz öncesindeki petrol akışının yüzde 35 ila 70’i alternatif güzergâhlardan karşılanabilecek.

Bu oran, günlük yaklaşık 7 milyon ila 15,5 milyon varillik petrol akışına karşılık geliyor. Ancak rapor, bu rakamların bir öngörüden ziyade mevcut proje ve tedbirlerin hayata geçirilmesi hâlinde oluşabilecek potansiyeli gösterdiğine dikkat çekiyor.

Alternatif Güzergâhların Kapasitesi Artıyor

Hürmüz’ü devre dışı bırakan mevcut boru hatlarında kriz öncesinde günlük yaklaşık 4,5 milyon varillik kullanılabilir kapasite bulunuyordu. Planlanan yatırımlarla bu kapasitenin 2030’da yaklaşık 6,5 milyon varile yükselmesi bekleniyor.

Kriz sonrasında gündeme gelen yeni projelerin de tamamlanması halinde ise alternatif güzergâhlardan günlük 13 milyon varile kadar petrol yönlendirilmesi mümkün olabilecek.

Irak-Türkiye arasında değerlendirilen yeni bir boru hattı seçeneği ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki kapasite artırımı projeleri, bu alternatifler arasında bulunuyor.

Boru Hatları Tek Başına Yeterli Olacak mı?

Yeni rotalar, Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltabilecek önemli araçlardan biri olarak görülüyor. Ancak küresel enerji güvenliği açısından mesele yalnızca petrolün başka bir boru hattından taşınabilmesiyle sınırlı değil.

Hürmüz Geriliminin Küresel Enerji Faturasını Ortaya Koyan Rapor
Hürmüz Geriliminin Küresel Enerji Faturasını Ortaya Koyan Rapor
İçeriği Görüntüle

Stratejik stokların korunması, farklı üreticilerden tedarik imkânlarının artırılması, yeni ticaret güzergâhlarının oluşturulması ve enerji talebinin yönetilmesi de olası krizlerin etkisini belirleyebilecek unsurlar arasında yer alıyor.

Bu açıdan 2030’a kadar planlanan yatırımlar, Hürmüz kaynaklı arz şoklarına karşı alternatif oluşturma potansiyeli taşıyor. Ancak söz konusu kapasitenin ne ölçüde kullanılabilir bir güvenlik mekanizmasına dönüşeceği, projelerin tamamlanmasının yanı sıra küresel enerji sisteminin diğer bileşenlerinin nasıl şekilleneceğine de bağlı olacak.

Muhabir: Utku Kabakcı