SİBEL BAY
İklim krizi, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2021 yılında derlediği Küresel Riskler Raporu’na göre toplumların karşı karşıya olduğu en etkili risk olarak açıklanmıştır.
İklim krizinin pek çok olumsuz sonucunun bilinmesine karşın, bunlardan en önemlisi insan sağlığına verdiği zararlardır.
İklim koşulları değiştikçe fırtınalar, aşırı sıcaklar, sel, kuraklık ve kontrol edilemeyen yangınlar gibi hava ve iklim olayları daha sık ve anormal bir biçimde seyretmektedir.
Bu hava ve iklim tehlikeleri sağlığı hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkilemekte, ölüm riskini, bulaşıcı olmayan hastalıkları, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasını ve yayılmasını ve sağlıkla ilgili acil durumları artırmaktadır.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Toplu ile “küresel iklim krizi ve ekonomik boyutlarına” ilişkin gazetemize konuştu.
Her Şey Atıkların Doğaya Zarar Vermesiyle Başladı
İlk olarak küresel iklim krizinin başlamasında etkili olan koşullara değinen Prof. Dr. Mehmet Toplu, konuşmasında şu bilgilere yer verdi:
“Küresel İklim Krizi, özellikle 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başlarından itibaren tüm dünyada etkisini gösteren sanayileşme olgusunun ortaya çıkması ve buna bağlı olarak mevcut tüm ülkelerin söz konusu sanayi atıklarını herhangi bir önlem almaksızın doğaya atmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Herhangi bir tedbir alınmaksızın doğaya atılan bu atıklar, ciddi anlamda doğaya zarar vermeye başladı. Doğanın bu şekilde kirlenmesi ise dünya ölçeğinde ısının artmasına neden oldu ve buna bağlı olarak ortaya çıkan küresel ısınma ile buzullarda kontrol edilemeyen erimeler, orman yangınları, iklim biçimlerinde anormal değişiklikler, ekstrem hava olayları gibi pek çok etken dünyayı tahrip eden birer olguya dönüşmeye başladı.”
Üretim Yapıları Olumsuz Etkileniyor
Prof. Dr. Mehmet Toplu, “Söz konusu atıklarla birlikte dönüşüm geçiren ve ekstrem olarak değişen iklim koşulları doğal olarak dünya ölçeğindeki ekonomik yapıyı da derinden etkiledi. Bunların başında ise üretim faaliyetlerinin vazgeçilmezlerinden olan tarımdaki etkisi gözle görülür biçimde değişmeye ve dönüşmeye başladı. Isınan dünya içerisinde daha öncesinde ekilebilir pek çok alan yarı çölleşmeye başladı ve bu alanlarda daha öncesinde kaydedilen verimlilikte ciddi anlamda düşüşler yaşanmaya başladı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu dünyanın asıl üretim bölgeleri, ortaya çıkan yeni iklim sisteminden olumsuz olarak etkilenmeye başladı. Bu durum ise ekonomik olarak maliyetlerin artmasına neden oluyor ve toplumların söz konusu ürünlere ulaşmaları konusunda daha fazla harcama yapmaları gerekliliğini ortaya çıkarıyor.” diye konuştu.
Küresel İklim Krizi, Sağlık Harcamalarının Artmasına Neden Oluyor
Küresel iklim krizinin özellikle tarımsal verimliliği düşürdüğüne ve bu durumun sağlık açısından da birtakım problemler yarattığına değinen Toplu, “Küresel İklim Krizi konusunda dikkat çeken bir başka husus ise birçok ülkenin verimliliği artırmak için ürünler üzerinde daha fazla kimyasal madde ve tarımsal ilaç kullanmaları konusudur. Bu durum, insan sağlığını ciddi anlamda tehlikeye sokan konuların başında gelmektedir.” dedi ve konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Hem küresel iklimin ısınması hem de tarımsal ürünlerde yer alan kimyasal maddeler insan sağlığı üzerine yapılacak olan yatırım ve harcamaların da artırılmasına neden oluyor. Ortaya çıkan ürünlerin yapısındaki verimlilik problemleri, insanların daha fazla rahatsızlanmalarına ve daha fazla ilaç kullanmalarına sebebiyet veriyor. Bütün bu mücadeleler, hem ekonomik anlamda daha fazla yük; hem de beraberinde ortaya çıkardığı sağlıksız insan yapısı, çalışan insanların ekonomik üretkenliği ve verimliliğini de düşürüyor.”
Ormanlık Alanların Tahrip Edilmesi İklim Krizi Riskini Artırıyor
Küresel iklim krizi ile beraber meydana gelen ve kontrol edilmekte oldukça zorlanılan orman yangınlarından bahseden Toplu, “Küresel iklim krizinin, tüm dünyada ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de orman yangınlarıdır. Orman yangınlarının oluşması ise doğal olarak var olan bitki örtüsü üzerinde de ciddi tahribatlara neden olarak çevre düzenlemesi ve benzeri alanlara yönelik yatırımların artırılması konusundaki zorunluluğu ortaya çıkarıyor.” dedi.
Prof. Dr. Mehmet Toplu, aynı zamanda “Asıl etkenlerden biri ise Brezilya, Afrika ve Hindistan gibi bölgelerde yer alan yağmur ormanlarının tarımsal üretime dâhil edilmesi nedeniyle yok edilmesi, yağmur ormanlarının gitgide azalması dünyada meydana gelen küresel iklim krizini tetikleyen bir başka unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bölgelerde tarımsal üretim artmakta ancak bu bölgelerde yaşanan yağışların miktarı azalmaktadır.” diye konuştu.
Büyük Şehirler Susuz Kalma Riski ile Karşı Karşıya
Prof. Dr. Mehmet Toplu, “İklim krizi açısından bir başka önemli unsur ise akarsu debilerinde yaşanan düzensizliklerin, o bölgelerde kurulmuş olan barajları da olumsuz olarak etkilemesidir. Örneğin, Türkiye açısından baktığımızda bu durum, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi yağmur sularından beslenen büyükşehirlerin de zaman zaman susuz kalma olasılığını beraberinde getirmesi gibi olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.” dedi.



