SİBEL BAY
Bilimde hayvan çalışmaları, bir hayvanın davranışını veya fizyolojisini çalışma amacıyla kontrol eden deneylerdir ve genellikle insanlar üzerinde test yapmanın pratik olmadığı veya etik olmadığı durumlarda insan biyolojisi için bir model görevi görür.
Testlerde kullanılan hayvanların türü veya sınıflandırılması büyük ölçüde deneyin amacına bağlıdır.
Örneğin, zebra balıklarının üremesi hızlıdır, barındırılması kolaydır ve embriyo kadar şeffaftır; ancak aynı zamanda insanlarda bulunan genlerin yüzde 70'ini de taşırlar. Bütün bunlar onları insan hastalıkları ve embriyolojik gelişim üzerine yapılan çalışmalara uygun hale getirmektedir.
Fareler
Farelerin bilimsel deneylerde kullanılma konusunda uzun bir geçmişi bulunmaktadır. Bugün teste tabi tutulan tüm hayvan deneklerinin yaklaşık dörtte üçünü fareler oluşturmaktadır. Yetiştirilmesi ve üremesi kolay olan memelilerin fizyolojisi, insanlarınkiyle çok daha fazla örtüşür, bu da onları davranışları ve tıbbi tedavilerin etkilerini incelemek için uygun modeller haline getirir.
Maymunlar
İnsan olmayan primatlar, özellikle şempanzeler ve al yanaklı maymunlar da bilimsel testlerde yaygın olarak kullanılmıştır. Çok sayıda üremesi ve rahat bir şekilde barınması zor olsa da, en yakın evrimsel akrabalarımız üzerinde yapılan deneyler, ilaç toksisitesinden nörolojiye kadar çok çeşitli konularda değerli bilgiler sağlayabilir.
Bununla birlikte, insan olmayan primatların bize yakın benzerliği aynı zamanda bunların deneylerde kullanılmasının tüm hayvan deneyleri arasında en tartışmalı olanı olduğu anlamına da geliyor. Genel olarak Avrupa Birliği de dâhil olmak üzere farklı ülkelerdeki veriler, insan dışı primat araştırmalarının tüm hayvan çalışmalarının yüzde 1'inden azını oluşturduğunu gösteriyor.
Hayvan Modelleri Deneylerde Ne Kadar Faydalıdır?
Hayvan deneyleri, uygun protokollerle birlikte katı yöntemler altında yürütülürse, o hayvanın fizyolojisinin veya davranışının deney koşulları altında nasıl tepki verdiğine dair güvenilir kanıtlar sağlayabilir. Genetik çalışmalar özellikle etkilidir, davranışsal çalışmalar ise daha az kesin sonuçlara yol açabilir.
Ne yazık ki, hayvan modellerinden yararlanan deneylerin doğası çoğu zaman kontrolsüz yürütülmeye veya analiz edilmeye müsaittir. Örneğin, kemirgen araştırmalarının çoğunun yalnızca erkek fareler üzerinde yapılması nedeniyle cinsiyet dengesizliği de olabilir.
Bulguları insan biyolojisine uygulayan deneyler, aralarındaki farkların anlamlı olup olmadığı konusunda önemli varsayımlar gerektirir. Hayvanların, insan biyokimyasını daha iyi yansıtacak şekilde genetik olarak değiştirildiği durumlarda bile, tanımlanamayan bir davranış veya işlevin, deney sonuçlarının insanlara uygulanamayacağı anlamına gelme riski her zaman vardır. Bu, hayvan modellerini işe yaramaz hale getirmez. Tüm deneylerde olduğu gibi, hakem incelemesi altında kritik bir şekilde gerçekleştirilen tekrarlanan deneylerin ağırlığı, bir dizi sonuçtan ne kadar emin olmamız gerektiğini belirler.
Bu, hayvan modeline dayalı bir deneyden elde edilen sonuçların kendi bedenlerimize nasıl uygulanabileceği konusunda dikkatli olmamız gerektiği anlamına geliyor.
Hayvanlar Üzerinde Test Yapmak Etik midir?
Hayvan modellerinin kullanıldığı deneylerle ilgili endişeler genellikle, insanların bir ihtiyacını veya değerini karşılamak için hayvanları özgürlüklerinden mahrum bırakma veya onları acıya veya rahatsızlığa maruz bırakma ahlakına dayanır.
Etik spektrumun en uç noktasında, tüm hayvanların insanlarla eşit haklara sahip olduğu ve bu nedenle insanlar üzerinde etik açıdan yapılmayan deneylerin hiçbir hayvan üzerinde yapılmaması gerektiği iddiası yer almaktadır.
Günümüzde etik kurulları, bir deneyin potansiyel faydalarını, hayvana zarar verme ve acı çekme riskleriyle birlikte değerlendirme eğilimindedir. Bununla birlikte, farklı hayvanlarda kabul edilebilir zarar, acı ve rahatsızlık sınırlarını tanımlamanın objektif yollarının yanı sıra, faydayı neyin oluşturduğu, bunu ilk bakışta göründüğünden daha zor hale getirebilir.
Teknoloji Hayvan Deneylerini Sonlandırabilir mi?
Yarım yüzyıldan fazla bir süre önce zoologlar William Russell ve Rex Burch, deneylerin daha iyi koşullarda yapılması gerekliliğini öne sürdüler. Ne yazık ki pek fazla ilerleneme kaydedilemeyen hayvan deneylerinin iyi hale getirilme koşulları teknoloji ile mümkün hale kılınabilecek.
Bilgisayar modellemesi ve doku kültürü tasarımındaki ilerlemeler, aynı etik ve pratik sınırlamalara maruz kalmayan hayvan modellerine alternatifler sunmaya devam etmektedir. Organoidler adı verilen 3 boyutlu doku kümelerini oluşturanlar gibi insan doku modelleri, büyüme ve gelişmeyi incelemek için giderek daha uygun modeller olarak hizmet vermektedir.
Bu çözümler deneylerin yürütülme biçimini tam olarak güvenli hale getirmese de etik sorunların çözülmesi anlamında atılacak büyük adımlara işaret etmektedir.





