Dünya ticareti giderek fiziksel malların yanı sıra fiziki sınırları aşan dijital olarak sunulabilen hizmetlere kayarken, ülkelerin bu dönüşümden yararlanma kapasitesi aynı hızda ilerlemiyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansının (UNCTAD) Küresel Ticaret Güncellemesi-Eylül 2026 raporundaki veriler, dijital ekonominin sunduğu fırsatların ülkeler arasında ne kadar farklı dağıldığını gözler önüne seriyor.
Dijital Olarak Sunulabilen Hizmetler Nelerdir?
Dijital olarak sunulabilir hizmetler; yazılım, finans, danışmanlık, tasarım, veri işleme ve çeşitli profesyonel hizmetler gibi fiziksel bir ürünün sınırdan geçirilmesini gerektirmeden ihraç edilebilen alanları kapsıyor.
Söz konusu alanların küresel ticaretteki ağırlığı arttıkça, dijital kapasite ülkelerin iktisadi rekabet gücünde daha belirleyici bir hâl alıyor.
Altyapı Farkı Ticari Rekabete Yansıyor
Gelişmiş ekonomilerde dijital olarak sunulabilir hizmetlerin toplam hizmet ihracatındaki payının yüzde 61'e ulaşması, bu ülkelerin küresel dijital ekonomiden daha yüksek ölçekte gelir elde edebildiğini gösteriyor.
En az gelişmiş ülkelerde oranın yüzde 16 seviyesinde kalması ise aradaki yapısal farkın boyutunu ortaya koyuyor.
Bu fark sadece teknolojiye erişimle açıklanmıyor. İnternet altyapısı, elektrik arzının güvenilirliği, dijital ödeme sistemleri, nitelikli iş gücü ve işletmelerin yeni teknolojilere erişimi de ülkelerin dijital hizmet ihracatı yapabilme kapasitesini belirliyor.
Dijital hizmetlerde güçlü ülkeler, coğrafi sınırların öneminin azaldığı yeni pazarlara daha kolay ulaşırken, altyapı ve kalifiye çalışan noksanlığı yaşayan ekonomiler geleneksel sektörlere daha fazla bağımlı kalabilir.
Yapay Zekâ Farkı Daha da Belirgin Kılabilir
Dijital ticaretteki mevcut uçurum, yapay zekânın ekonomiye daha fazla dâhil olmasıyla yeni bir boyut kazanabilir. Yapay zekâ tabanlı hizmetlerin geliştirilmesi ve ihraç edilmesi için yalnızca internet bağlantısı yeterli değil, yüksek hesaplama kapasitesi, veri, finansman ve uzman insan kaynağı da gerekiyor.
Bu kaynakların sınırlı olduğu ülkelerde yeni teknolojilerin üretim süreçlerine ve ihracata dâhil edilmesi daha uzun sürebilir. Bu da dijital ticarette bugün görülen farkın gelecekte daha geniş bir ekonomik ayrıma dönüşmesi riskini beraberinde getiriyor.
Diğer taraftan doğru altyapı ve nitelikli insan kaynağının oluşturulması hâlinde dijital hizmetlerin coğrafi sınırları aşarak yeni pazarlara erişim imkânı sunması, gelişmekte olan ekonomiler açısından önemli fırsatlar da barındırıyor. Dolayısıyla bu potansiyelin de göz ardı edilmemesi gerekiyor.





