Karbon emisyonlarını azaltma amacı doğrultusunda küresel pazarda benimsenen elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji depolama sistemleri, hammadde tedarikinde yeni bir ekolojik krize neden olmaktadır. Bu sistemlerin temel bileşeni olarak gösterilen lityum elementine ilişkin talep rekor seviyelere çıkarken, madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği bölgelerde önemli çevre problemleri yaşanmaktadır.

Gündüzleri Evlerin İçi Dışarıdan Neden Görünmez?
Gündüzleri Evlerin İçi Dışarıdan Neden Görünmez?
İçeriği Görüntüle

Lityum Üretimi Neden Yüksek Miktarda Su Tüketimine Yol Açıyor?

Küresel lityum rezervlerinin önemli bir bölümü, Güney Amerika'daki Şili, Arjantin ve Bolivya sınırlarında bulunan "Lityum Üçgeni" adlı tuzlak bölgelerinde yer almaktadır. Bu bölgelerde lityum, yer altındaki tuzlu su çözeltilerinin yüzeye pompalanması ve haftalarca devam eden buharlaştırma eylemlerine tabi tutulmasıyla sağlanmaktadır. Yapılan çalışmalar, bir ton lityum bileşenini üretebilmek için 2 milyon litreye yakın suyun buharlaşması gerektiğini göstermektedir. Bu durum ise kurak olan coğrafyalarda yer altı su seviyelerinin hızlı bir biçimde düşmesine yol açmaktadır.

Madencilik Faaliyetleri Yerel Ekosistemleri Nasıl Etkiliyor?

Milyonlarca litrelik tuzlu suyun yer altından çekilmesi, bölgede yer alan tatlı su kaynaklarının da tuzlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Su kaynaklarının düşmesi ve kimyasal ayrıştırma eylemlerinde meydana gelen atıklar, yerel tarım faaliyetlerini ve hayvancılığı olumsuz olarak etkilemektedir. Çevre örgütleri, maden sahalarının yakınındaki sulak alanların kuruması sebebiyle göçmen kuş türlerinin ve endemik canlı popülasyonlarının yaşam alanlarını yitirmeye başladığını göstermektedir.

Muhabir: Sibel Bay