Nükleer enerji mühendisleri, nükleer santrallerde kullanılan uranyum yakıt çubuklarının içerisindeki enerjinin önemli kısmı henüz tükenmemişken reaktörden çıkarılma sebepleri ve bu sürecin arkasındaki fiziksel mekanizmaları ele alınmaktadır. Bilim insanları, reaktörden çıkarılan kullanılmış nükleer yakıtın yaklaşık yüzde 95 oranında harcanmamış uranyum ve plütonyum içerdiğini belirtmektedir. Bu durum, yakıtın bittiğinden ziyade, fisyon tepkimelerinin sürdürülebilirliğini kaybetmesinden kaynaklanmaktadır.
Çekirdek bölünmesi esnasında ortaya çıkan ksenon ve sezyum gibi yeni atomlar nötronları emerek zincirleme reaksiyonu yavaşlatmakta ve nötron zehri şeklinde isimlendirilen bir engel oluşturmaktadır. Araştırmacılar, zaman içerisinde biriken bu maddelerin reaktörün verimli çalışmasını zorlaştırdığı ve yakıt çubuklarının koruyucu metal kaplamasında ısı ve radyasyon sebebiyle yıpranmalar oluşturduğunu kaydetmektedir. Güvenlik ve verimlilik sınırları uyarınca, potansiyeli yüksek olmasına karşın yakıt çubukları sistemden çekilmektedir.
Reaktörden çıkarılan kullanılmış yakıtlar atık olarak değerlendirilmek yerine gelişmiş yeniden işleme tesislerinde kimyasal ayrıştırma süreçlerine tabi tutulabilmektedir. Analistler, bu teknoloji ile harcanmamış uranyum ve plütonyumun ayrılarak yeni nükleer yakıt elemanlarına dönüştürüldüğünü belirtmektedir. Yakıt geri dönüşümü, madencilik gereğini düşürürken nükleer atıkların büyüklüğünü ve radyoaktif ömrünü önemli oranda azaltmaktadır.




