Günümüzde insanların doğayı koruyan ürünleri tercih etmesi, bazı şirketlerin bunu bir satış taktiği olarak kullanmasına neden olmaktadır. Finans alanında "yeşil aklama" olarak adlandırılan bu durum, bir firmanın çevreye zarar verirken, kendisini reklamlarda çok doğa dostuymuş gibi göstermesini ifade etmektedir.

OPEC'in Petrol Üretimi Üç Ay Sonra Artış Gösterdi
OPEC'in Petrol Üretimi Üç Ay Sonra Artış Gösterdi
İçeriği Görüntüle

Bir markanın sürdürülebilirlik iddialarının doğruluk taşıyıp taşıyamadığını anlamak, belirli kurumsal iletişim parametrelerinin incelenmesiyle mümkündür. Ambalaj ya da reklamlarda yer alan ancak hiçbir bilimsel kanıt ve bağımsız kuruluş sertifikası içermeyen doğal, eko-dostu veya yeşil gibi muğlak ifadelerin ilk şüphe oluşturan faktörler olduğu ifade edilmektedir. Bununla birlikte bir tekstil ya da teknoloji ürününün yalnızca küçük bir parçasının geri dönüştürülebilir malzemeden oluşturulup, ürünün tamamının doğa dostuymuş gibi tanıtılması da tipik bir aklama yöntemi olarak dikkat çekmektedir. Şirketlerin çevreye verdikleri büyük zararları perdelemek için karbon nötr sözleri vermesi ancak somut emisyon verilerini açıklamaması da bu yanıltıcı stratejinin en kesin işaretleri arasında sıralanmaktadır.

Yanıltıcı Çevre İddialarına Karşı Nasıl Mücadele Edilir?

Yeşil aklamayla mücadele, bilinçli tüketici hareketlerini ve küresel anlamda devreye alınan sert yasal düzenlemeleri içermektedir. Avrupa Birliği ve gelişmiş ekonomiler, firmaların paketlerinde kullandıkları çevreci logoları ve sürdürülebilirlik iddialarını kanıtlama şartı getiren yasal mevzuatları yürürlüğe koymaktadır. Tüketicilerin ise bir ürünü alırken yalnızca yeşil renkli paketlere ya da yaprak görsellerine aldanmaması, ürünün uluslararası geçerliliğe sahip eko-etiket bulunup bulunmadığını kontrol etmesi gerekmektedir.

Muhabir: Sibel Bay