Bu yıl 98.kez düzenlenecek Oscar, sinema dünyasında güçlü bir sembol. Ancak her sembol, gerçeği birebir yansıtmaz.

Çünkü Akademi tarihine bakıldığında, sinemayı şekillendiren pek çok büyük yönetmenin En İyi Yönetmen Oscar’ına hiç ulaşamadığı görülüyor.

İronik ama gerçek: Heykelciği olmayanlar, çoğu zaman sinemanın yönünü belirleyenler oldu.

Akademi ile Mesafeli Bir İlişki

13 Oscar adaylığı bulunan Stanley Kubrick’ten, 5 kez En İyi Yönetmen dalında aday olan Alfred Hitchcock’a; Orson Welles’ten Akira Kurosawa’ya, Ingmar Bergman’dan Federico Fellini’ye kadar uzanan bir liste, Akademi’nin sinema tarihindeki en büyük ustaları bile ödülsüz bırakabildiğini gösteriyor.

Bu isimlerin ortak noktası, Akademi zevklerine göre değil, kendi sinema dillerine göre film yapmış olmaları.

Günümüzde bunların temsilcileri hala var ve Akademi bu isimlere Oscar vermemek için adeta direniyor.

Bunun son büyük örneği, "Dune" filmlerinin yönetmeni Denis Villeneuve…

Ryan Reynolds’lı "Mayday" Sinemaya Uğramıyor, Doğrudan Dijitale
Ryan Reynolds’lı "Mayday" Sinemaya Uğramıyor, Doğrudan Dijitale
İçeriği Görüntüle

İki "Dune" filminde de aday gösterilmemesi büyük tepki çekti.

En İyi Yönetmen dalında tek adaylığını Arrival (Geliş) ile 2017'de kazandı. O adaylığın üzerinden de 9 sene geçti gerisini siz düşünün.

Villeneuve gibi ismini duyunca şaşıracağımız diğer büyük yönetmenleri de sıralayalım:

Ridley Scott: Büyük Filmleri Var, Heykeli Yok

Ridley Scott denildiğinde akla hemen dev prodüksiyonlar geliyor.

“Alien (Yaratık)” ve “Blade Runner (Bıçak Sırtı)”, "Gladyatör" gibi filmlerle sinema tarihine geçen yönetmen, En İyi Yönetmen Oscar’ına hiç ulaşamadı.

En İyi Yönetmen Oscar adaylıklarını 1992'de "Thelma & Louise", 2001'de "Gladyatör" ve 2002'de "Kara Şahin Düştü" ile aldı ama sonuç hüsran oldu.

Yaşına rağmen üretmeye devam eden Scott için sıradaki durak “The Dog Stars” olacak.

Henüz gösterime girmeyen bu film için Akademi’nin bu kez fikrini değiştirip değiştirmeyeceği de belirsiz.

David Fincher: Soğukkanlı Bir Usta

David Fincher de ödüllerle arası mesafeli olan yönetmenlerden.

“Seven (Yedi)” ve “Fight Club (Dövüş Kulübü)” ilk çıktıklarında tartışmalıydı, bugün ise klasik.

“Zodiac (Zodyak)” ve “The Social Network (Sosyal Ağ)” gibi filmleriyle de dikkat çekti.

Bu yıl çıkması beklenen “Cliff Booth”un Maceraları"nın da tabloyu değiştirmesi pek olası görünmüyor.

Yönetmenlik dalında Oscar adaylıklarını 2009'da "Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi" ve 2011'de "Sosyal Ağ" ile aldı.

Paul Thomas Anderson: Saygı Var, Ödül Yok

Paul Thomas Anderson (PTA), yaşayan en büyük yönetmenlerden biri olarak anılır. Fakat ödül kendisine hiç uğramaz.

2008'de “There Will Be Blood (Kan Dökülecek)” ve 2013'te “The Master (Usta)” ile sinemanın sınırlarını zorladı.

Sonrasında 2018'de “Phantom Thread (Hayalet İplik)” ile bir kez daha adaylık kazandı. Üçünden de ödül gelmedi.

Akademi zevkine en yakın işi olarak görülen “One Battle After Another” (Savaş Üstüne Savaş) ile bu yıl şeytanın bacağını kırma şansı yüksek ama bu yıl bile garanti değil, diye not düşelim.

Sonuçta PTA'nın yönetmenlik dalında Oscar adaylıkları 4'e ulaştı.

Quentin Tarantino: Senaryo Var, Yönetmenlik Yok

Tarantino, Oscar sahnesine yabancı değil; senaryo dalında iki kez kazandı. Ancak En İyi Yönetmen ödülü hep uzak kaldı.

1995'te “Pulp Fiction (Ucuz Roman)” ile ilk adaylığını aldı. 2010 Oscarlarında "Inglourious Basterds (Soysuzlar Çetesi)" ile ikinci adaylığına ulaştı.

Son kez 2020 Oscarlarında “Once Upon a Time in Hollywood (Bir Zamanlar Hollywood’da)” ile aday oldu. Yine kazanamadı.

Tarantino, “Pulp Fiction” ile 1995’te, “Django Unchained (Zincirsiz)” ile de 2013’te En İyi Orijinal Senaryo Oscar’ını kazanmayı başardı.

Michael Mann: Akademi’nin Kıyısında

Michael Mann’in sineması disiplinli, sert ve tavizsiz oldu. “Heat (Büyük Hesaplaşma)” ve “Collateral (Tetikçi)” gibi filmlerle kendine özgü bir dünya kurdu.

Akademi ise Mann’i hep uzaktan sevdi ve saydı. Olsun, bugün Oscar ihtimali zayıf görünse de “Heat"in yönetmeninin mirası çoktan güvence altında.

Yönetmenlik dalında tek Oscar adaylığını 2000 yılında "İçerideki Adam" ile aldı.

Peter Weir: Oscarsız Bir Veda

Uzun süredir film çekmeyen Peter Weir, "Ölü Ozanlar Derneği” ve “Truman Show” gibi filmlerle hatırlanır.

Weir, “Tanık” ile 1986'da, “Ölü Ozanlar Derneği” ile 1990'da, "Truman Show” ile 1999'da ve "Dünyanın Uzak Ucu” ile 2004'te En İyi Yönetmen dalında dört kez aday gösterilmesine rağmen Oscar kazanamadı. Sinema dünyası hala bunun şaşkınlığını yaşar.

Sonuç Olarak

En İyi Yönetmen Oscar’ı, büyük bir onur olabilir; ama sinema tarihinin de nihai ölçütü değil.

Kubrick’ten Tarantino’ya, Fincher’dan Scott’a kadar pek çok isim, heykelciği olmadan da sinemanın yönünü belirledi. Belki de asıl ironik olan şu: Oscar’ı kazanamayan bu yönetmenler, sinemanın kendisini kazandı.

Muhabir: Ersan Akbaş