Jeopolitik şokların enflasyonist baskıyı tetiklemesi sonucunda dünya genelindeki hazine bonoları risk sinyalleri yaymaya başlarken, gevşeme odaklı para politikası senaryoları tamamen masadan kalktı.

Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Finansal Etkileri

Orta Doğu coğrafyasında tırmanışa geçen askeri ve siyasi gerilimler, dünya genelindeki borçlanma senetleri piyasalarında çok sert dalgalanmalara sebebiyet verdi. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran üçgeninde kalıcı bir barış zeminine ulaşılamaması, küresel emtia ve enerji piyasalarında fiyat istikrarının bozulacağına dair beklentileri kuvvetlendirdi. Hürmüz Boğazı gibi lojistik açıdan hayati öneme sahip deniz geçiş yollarının güvenliğinin tehlikeye girmesi, artan deniz taşımacılığı sigorta maliyetleri ile birleştiğinde petrolün varil fiyatını yüksek seviyelerde tuttu. Bu durum, sanayiden tüketime kadar tüm alanlarda maliyet enflasyonunun hızlanacağı yönündeki tahminleri haklı çıkardı. Ortaya çıkan makroekonomik tablo, büyük merkez bankalarının faiz indirim süreçlerini askıya alarak şahin politikalara yöneleceği fikrini piyasadaki en güçlü senaryo haline getirdi.

ABD Finans Piyasalarında Beklentiler Tersine Döndü

Okyanusun diğer tarafında, ABD sınırları içinde ilan edilen son tüketici fiyat endeksi verilerinin öngörüleri aşan bir artış sergilemesi para piyasalarındaki tüm dengeleri altüst etti. Çatışma süreçlerinin fitili ateşlenmeden evvel Federal Rezerv Sisteminin sene sonuna kadar en az iki defa faiz indirimine gidebileceği yönünde pozisyon alan aktörler, belirsizliklerin derinleşmesiyle birlikte strateji değişikliğine gitti. Vadeli işlem piyasalarındaki son fiyatlamalar, bankanın aralık ayı dönemindeki toplantısında yüzde 70 olasılıkla 25 baz puanlık bir faiz artırım kararı alabileceğine işaret etti. Fiyat istikrarının uzun bir müddet daha sağlanamayacağı korkusu, Amerikan hazine bonolarına yönelik talebi baltalayarak getirileri tarihi zirvelere fırlattı.

Amerikan Devlet Tahvillerinde Faiz Rekorları Görüldü

Satışların hız kazanmasıyla beraber ABD hazinesinin 5 ve 10 yıllık borçlanma araçlarının getirileri yaklaşık 16 aylık bir zaman diliminin en yüksek seviyesine ulaştı. Diğer taraftan, daha uzun vadeli olan 20 ve 30 yıllık kamu kağıtlarının faiz oranları ise son 3 senelik periyodun tepe noktalarına tırmandı. Bu doğrultuda, ABD 5 yıllık tahvil faiz oranı yüzde 4,29 seviyesine, 10 yıllık tahvil faiz oranı ise yüzde 4,63 düzeyine gelerek Şubat 2025 döneminden bu yana en yüksek koordinatları test etti. Vadeleri daha uzun olan borçlanma senetlerinden 20 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,17 ile Kasım 2023 tarihinden, 30 yıllık tahvil faiz oranı ise yüzde 5,15 ile Ekim 2023 döneminden beri en yüksek basamağa yerleşti.

Avrupa'da Siyasi ve Ekonomik Sıkışma

Avrupa Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen Profesyonel Tahminciler Anketi sonuçları da Avro Bölgesi ekonomisinin enerji şokları ve jeopolitik açmazlar nedeniyle büyük bir baskı altında kaldığını tescilledi. Yılın ilk çeyreğinde yapılan anket verileriyle kıyaslandığında, second çeyrek raporlamalarında cari yıl enflasyon beklentisi 0,9 puan, 2027 senesi tahmini ise 0,1 puan yukarı yönlü güncellendi. Katılımcıların 5 yıllık uzun vadeli enflasyon tahmini ise yüzde 2 seviyesindeki yerini korudu. Savaş durumunun yakıt maliyetleri üzerindeki olumsuz yansımaları, kıta genelindeki büyüme performanslarının aşağı doğru revize edilmesini zorunlu kıldı.

Avro Bölgesi Büyüme ve Enflasyon Verilerindeki Değişim

Ankete katılan uzmanların Avro Bölgesi gayrisafi yurt içi hasıla büyüme beklentileri 2026, 2027 ve 2028 yılları için sırasıyla yüzde 1, yüzde 1,3 ve yüzde 1,3 olarak şekillendi. Önceki çeyrek verilerine nazaran cari yıl büyüme tahmini 0,2 puan, sonraki yılın tahmini ise 0,1 puan geriye çekilirken, 2028 yılı projeksiyonu sabit kaldı. Bölgedeki yıllık enflasyon nisan dönemi itibarıyla enerji maliyetlerindeki şişmenin etkisiyle yüzde 3 bandına dayandı. Tüketici fiyatlarındaki nisan ayı aylık artış oranı ise yüzde 1 olarak kayıtlara geçti. Manşet enflasyonun yanı sıra İngiltere iç siyasetinde yapılan yerel seçimlerde iktidar bloğunun sandıktan yenilgiyle çıkması, Birleşik Krallık kamu kağıtları üzerinde ek bir risk primi oluşturdu. Gelişmeler neticesinde Almanya 10 yıllık devlet tahvili getirisi yüzde 3,16 ile Mayıs 2011 döneminden, İngiltere 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,18 ile Temmuz 2008 tarihinden bu yana en yüksek oranları gördü.

Asya Pasifik Bölgesinde Japonya ve Çin Arasındaki Ayrışma

Batı ekonomilerinde gözlemlenen finansal sıkışma eğilimleri Asya kıtasındaki tahvil piyasalarına da benzer kulvarlarda sirayet etti. Japon yeninin Amerikan doları karşısında tarihi değer kayıpları yaşaması, ülkede ithal maliyetler kanalıyla enflasyon riskini besledi ve tahvillerdeki elden çıkarma eğilimini destekledi. Bu süreç sonucunda Japonya 10 yıllık hazine tahvil getirisi yüzde 2,72 basamağına fırlayarak Haziran 1997 tarihinden bu yana görülen en yüksek seviyeyi işaret etti. Diğer taraftan, maliyet artışları sebebiyle teknik olarak deflasyon girdabından sıyrılan Çin pazarında ise tahvil faizleri daha durağan bir patika izledi ve ülkenin 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 1,75 seviyelerinde yatay bir seyir sergiledi.

Yüksek Finansman Maliyetlerinin Ekonomik Büyüme Üzerindeki Baskısı

Avustralya menşeili KCM Trade Global kurumunun Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, borçlanma maliyetlerindeki bu keskin tırmanışın, Hürmüz Boğazı kapalı kalmaya devam ettiği müddetçe yüksek petrol fiyatlarının ve kalıcı enflasyonun küresel ekonominin yeni normali haline gelebileceğini gösterdiğini hatırlattı. Yüksek faiz oranlarının fiyat istikrarını sağlama adına çok daha sert ve kısıtlayıcı para politikalarının uygulanacağına yönelik beklentilerden beslendiğini belirten Waterer, durumun faiz duyarlılığı yüksek riskli varlık gruplarında tedirginlik ürettiğini ifade etti.

Tim Waterer piyasalarla paylaştığı kurumsal değerlendirmesinde tam olarak şu ifadeleri kullandı:

Türkiye'nin Elektrik Üretimi Tüketimi Geride Bıraktı
Türkiye'nin Elektrik Üretimi Tüketimi Geride Bıraktı
İçeriği Görüntüle

"Tahvil faizlerinin yükselmesi, para politikası koşullarının sıkılaşmasıyla birlikte büyümenin önündeki yolun daha zorlu hale gelebileceğini gösteriyor."

Waterer, üç haneli rakamlara ulaşan ham petrol maliyetlerinin para otoritelerini daha şahin bir patikaya zorladığını, bu yüzden tahvil getirileri yukarı yönlü hareketini korudukça finansal sistemdeki stresin süreceğini dile getirdi.

Gelecek aylarda jeopolitik krizlerin seyrine bağlı olarak ham petrol arzında yaşanabilecek olası yeni tıkanmaların, tahvil piyasalarındaki bu yangını ne ölçüde büyüteceği küresel fon yöneticileri tarafından endişeyle izleniyor.

Kaynak: AA