Yapay zekâ artık yalnızca üretim süreçlerini kolaylaştıran bir teknoloji değil, ekonomik rekabetin yönünü belirleyen stratejik bir güç hâline geliyor. Bu alana erken yatırım yapan ekonomiler verimliliklerini artırabilir, yeni sektörler oluşturabilir ve küresel ticarette daha fazla söz sahibi olabilir. Ancak bu kazanımların dünya genelinde eşit paylaşılacağını kim garanti edebilir?
Teknolojiye Erişimde Asimetrik Yapı
Yapay zekânın ekonomik getirilerinden yararlanmak için yalnızca teknoloji kullanmak yeterli değil. Güçlü dijital altyapı, yüksek yatırım kapasitesi, nitelikli çalışanlar ve araştırma geliştirme olanakları gerekiyor. Bu imkânlara sınırlı erişimi olan ülkeler, teknolojiyi üreten değil, yüksek maliyetlerle dışarıdan satın alan ekonomiler olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
Üstelik otomasyon, bazı iş alanlarında verimliliği artırırken geleneksel istihdam modellerini de dönüştürebilir. Gerekli becerilere yatırım yapamayan toplumlarda gelir farklarının büyümesi ve ekonomik fırsatların daralması mümkün.
Elbette teknolojik ilerleme ortak refahı artırabilecek bir potansiyel de taşıyor. Buradaki temel mesele, üretilen değerin kimler tarafından sahiplenileceği yani paylaşılacağıdır. Eğitim, altyapı, finansman ve teknolojiye erişim alanlarında fırsatlar genişletilmezse bu ilerleme, küresel ekonomik eşitsizliği azaltmak yerine daha kalıcı hâle getireceğe benziyor.




