Davranışsal ekonomide sahiplik etkisi olarak ifade edebileceğimiz durum, özellikle ikinci el alışverişlerde satıcıların fiyat beklentileri ile alıcıların teklifleri arasındaki farkı açıklamaya yardımcı olabiliyor. Satıcılar ürünün piyasa değerinin yanı sıra kendi kullanım deneyimlerini ve eşyaya yükledikleri anlamı da hesaba katabilirken alıcılar çoğunlukla ürünün kendilerine sağlayacağı faydaya odaklanıyor.
Sahip Olmak Değer Algısını Nasıl Değiştiriyor?
Yeni bir telefon almak isteyen bir kişinin mevcut telefonunu satmaya karar verdiğini düşünelim. Satın alırken fiyatını yüksek bulduğu cihaz için satış aşamasında daha yüksek bir bedel isteyebilir. Çünkü telefon artık yalnızca bir elektronik eşya değil, aynı zamanda günlük alışkanlıklarının ve kullanım deneyiminin bir parçasıdır. Yeni bir cihaz satın almanın maliyeti de mevcut üründen vazgeçmeyi zorlaştırabilir.
Benzer durumlar kıyafetlerden mobilyalara, otomobillerden koleksiyon ürünlerine kadar pek çok alanda görülebilir. Kişi, sahip olduğu eşyanın değerini değerlendirirken kendi beklentilerini piyasa koşullarının önüne koyabilir.
Sahiplik etkisi, bir ürünün bize ait olmasının ona biçtiğimiz değeri değiştirebileceğini gösteriyor. Bu nedenle ikinci el satışlarda kişisel fiyat beklentileri ile piyasa koşulları her zaman örtüşmeyebilir. Bir eşyaya ne kadar değer verdiğimiz ile başkalarının o eşya için ne kadar ödemeye hazır olduğu aynı olmayabilir.





