Çocukluktan itibaren öğrenilen en temel becerilerden biri olan ayakkabı bağlama, aslında göründüğü kadar basit değil. Matematikçiler ve fizikçiler, bağcıkların neden sürekli çözüldüğünü araştırırken şaşırtıcı bir sonuca ulaştı. Sorunun aslında bağcıklarda değil, bağlama biçiminde yattığını keşfetti.

Yürüyüş sırasında bağcıklara etki eden dinamik kuvvetler, düğümü sistematik olarak çözüyor. Adım atarken bacağın öne savrulması bağcıklar üzerinde ani bir gerilim yaratıyor. Bu gerilim önce düğümü gevşetiyor, ardından bağcık uçlarını çekerek düğümü tamamen serbest bırakıyor.

Matematiğin düğüm teorisi alanına göre ayakkabı bağcıkları iki farklı biçimde bağlanabiliyor. Resif düğümü olarak bilinen güçlü form, yürüdükçe sıkışıyor ve bir ucundan çekildiğinde kolayca çözülüyor. Büyükanne düğümü olarak adlandırılan zayıf form ise tam tersi bir davranış sergiliyor. Yürüdükçe gevşiyor ve gün içinde kendiliğinden çözülüyor.

Dışarıdan bakıldığında iki düğüm arasındaki fark neredeyse görünmüyor. Düğümün ayakkabıya paralel mi yoksa dik mi durduğu ise hangisinin bağlandığını gösteriyor. Paralel duran düğüm zayıf formu, dik duran düğüm ise güçlü formu işaret ediyor.

42 Sayısının Sırrı Ne?
42 Sayısının Sırrı Ne?
İçeriği Görüntüle

Topoloji bilimine göre ayakkabı bağlarken atılan üç adımın her birinde bir seçim yapılıyor. Bu seçimlerin kombinasyonu sekiz farklı sonuç doğuruyor. Sekiz sonucun dördü güçlü resif düğümünü, diğer dördü ise zayıf büyükanne düğümünü veriyor. Çift düğüm atma alışkanlığı ise bu sorunu çözmüyor. Zayıf bir düğümün üzerine atılan çift düğüm yine de gün içinde çözülüyor.

Muhabir: Salih Demirelli