Geçmişe yönelik küçük bir ziyaret yaptığımız zaman, bebekken yaşadığımızı anılara ulaşamayız. Genellikle ilk adımlarımızı, ilk doğum günümüzü veya o dönemde oynamayı en sevdiğimiz oyuncağı hatırlayamayız. Bu durum bilim dünyasında bebeklik unutkanlığı olarak geçer. Bunun en başlıca nedeni, doğduğumuz andan itibaren her ne kadar her şeyi kaydetmeye başlasak bile, bu kayıtların kalıcı olmamasıdır. Bebekken annemizi, yüzünü ve sesini kaydederiz ama yaşadığımız olayları beynimizde kaydedemeyiz.
Anılarımızın kaydedildiği yere bilim dünyasında “hipokampus” adı verilir. Bu bölge biz doğduktan sonra oluşmaya başlar. Zamanla gelişen bu alan, beynin kendini sürekli yenilediğinden eski bilgilerin üzerine daha sağlamlarını kaydeder. Bu sebeple bebeklik anılarımız daha gelişim aşamasında olan hipokampus’un içinde kaybolur. Yerlerine daha kalıcıları olan büyüme anılarımız kaydedilir.
Kişi kendini tanımadan, bir olayı anı olarak saklayamaz. Önce kendini bir birey olarak tanımlar daha sonra kendine özel anılar biriktirmeye başlar. Bebekken bu yapmak oldukça zordur. Bebekler, yaklaşık iki yaşına gelene kadar kendilerini, başkalarından ayrı bir birey olarak görmezler. Ben duygusu gelişmeden anı biriktirmek zihin için oldukça zordur. Kişi kendini tanımaya başladıktan sonra, zihin de anı biriktirmeye başlar.



