Soğuk hava, rüzgar ve kimyasal temizleyiciler gibi dış etkenler, derimizin en dış katmanına zarar verir. Bu koruyucu tabaka nemini kaybettiğinde ellerimiz sertleşir. El kremleri içlerinde barındırdıkları özel formüllerle bu katmanı onararak ellerimizi yeniden eski haline kavuşturur.
Kremlerin ilk görevi çevredeki nemi cilde çekmektir. Krem formüllerinde bulunan gliserin ve üre gibi moleküller, hidrojen bağları oluşturarak su moleküllerini kendilerine bağlar. Bu yaşanan süreçte hyaluronik asit kendi ağırlığının bin katı kadar su tutarak cildin nem depolarını yeniden inşa eder. Bu durum dokuya uzun süreli bir dolgunluk kazandırır.
Suyu cilde çekmek kadar onu içeride tutmakta büyük önem taşır. Bazı çeşitli yağlar cilt yüzeyine sürüldüğünde ince ve geçirimsiz bir tabaka oluşturur. Bu tabaka sayesinde suyun buharlaşması engellenir.
Cildin en üst yüzeyinde bulunan çatlaklar ise , ellerin ser hissedilmesine sebep olur. Emoliyan adı verilen yumuşatıcı maddeler bu boşlukları doldurarak cildi pürüzsüzleştirir. Özellikle vitaminler bakımından zengin yağlar, cildin üst tabakasını onarır.



