Purdue Üniversitesi tarafından yürütülen ve ScienceDaily üzerinden duyurulan güncel araştırma, "temiz" olarak algılanan iç ortam havasının belirli koşullar altında dış ortam havasından çok daha kirli olabileceğini ortaya koydu.
İç mekân kirliliğindeki en kritik rolü, parfümler, temizlik malzemeleri, oda spreyleri ve kokulu mumlardan havaya karışan uçucu organik bileşikler (VOC'ler) oynuyor. Düşük kaynama noktası nedeniyle hızla buharlaşan bu moleküller, havada pasif şekilde dağılmak yerine aktif kimyasal reaksiyonlara giriyor.
Özellikle dış ortamdan içeri giren ozon ile VOC'ler arasındaki tepkime sonucunda "ikincil organik aerosol" adı verilen yeni ve daha reaktif partiküller oluşuyor. Örneğin; oda spreylerinde sıkça kullanılan limonen bileşiği, ozon ile temas ettiğinde formaldehit ve 1 ile 100 nanometre arasında değişen ultra ince partiküller üretiyor.
Hücresel Düzeyde Hasar ve Solunum Riski
Nano boyuttaki bu ikincil partiküller, solunum sisteminin doğal filtreleme mekanizmalarını kolayca aşarak akciğerlerin oksijen değişimi sağlayan en hassas yapısı olan alveollere kadar ulaşıyor. Alveollerde biriken partiküller; hücre zarlarına zarar vererek oksidatif stres ve inflamasyon (iltihaplanma) süreçlerini başlatıyor.
Kısa vadeli etkileri arasında merkezi sinir sistemi etkileşimine bağlı baş ağrısı, halsizlik, dikkat dağınıklığı ile mukozal tahriş sonucu göz, burun ve boğazda yanma hissi yer alırken uzun vadeli etkileri arasında Solunum yollarında kronik hasara yol açarak astım, bronşit ve KOAH riskinde artış; nörotoksik etkiler nedeniyle uyku bozuklukları ve bilişsel performansta düşüş yer alıyor.




