ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararı öncesinde piyasaların odağında yalnızca politika faizinin hangi seviyede olacağı bulunmuyor. Karar sonrası doların seyri, ABD tahvil getirileri ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları da Türkiye açısından önemli başlıklar arasında bulunuyor.
Fed'in faiz artırması, ABD varlıklarının getirisini yükselterek dolara olan talebi artırabilir. Böyle bir senaryo gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluştururken, Türkiye açısından kur ve dış finansman koşullarında yeni bir sıkılaşma riskine sebep olabilir.
Buna karşılık Fed'in faizi sabit tutması ve geleceğe ilişkin daha sert bir sıkılaşma mesajı vermemesi, küresel dolar baskısının sınırlı kalmasına yardımcı olabilir.
Dolar ve Tahvil Faizleri Kritik Öneme Sahip
Türkiye açısından rahatlatıcı senaryonun ikinci ayağını ABD tahvil faizleri oluşturuyor. Özellikle 10 yıllık tahvil getirisinde yaşanabilecek sert yükseliş, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle Fed'in sabit faiz kararı tek başına yeterli olmayacak. Kararın ardından ABD tahvil faizlerinin ve doların vereceği tepki, Türkiye piyasalarının yönü açısından belirleyici olacak.
Fed'in faizi sabit tuttuğu, doların güçlenmediği ve ABD tahvil faizlerinin yükselmediği bir tabloda, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının korunması Türkiye gibi dış finansman koşullarına duyarlı ekonomiler açısından olumlu bir zemin hazırlayabilir.
Faizin Sabit Kalması TCMB'nin Elini Rahatlatabilir
Fed'in faiz oranını sabit tutması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası açısından doğrudan bir politika değişikliği anlamına gelmez. Ancak küresel faiz baskısının artmadığı, doların güçlenmediği ve ABD tahvil getirilerinin sakin seyrettiği bir iktisadi atmosfer, TCMB'nin para politikasında Türkiye'ye özgü dinamiklere daha fazla odaklanmasına yarayabilir.




