ABD'deki bilim insanları gerçek sinir hücreleriyle uyum içinde çalışabilen yapay sinir hücreleri geliştirerek önemli bir bilimsel başarıya imza attı. Araştırmada, canlı ve yapay hücreler arasındaki elektrik gerilimi farkı büyük ölçüde giderilirken iki sistemin birbiriyle iletişim kurabildiği görüldü. Bakterilerden elde edilen özel protein telleriyle geliştirilen yapay sinir hücrelerinin gelecekte giyilebilir teknolojilerin geliştirilmesinde ve işlevini kaybetmiş sinir hücrelerinin yenilenmesine yönelik çalışmalarda kullanılabileceği belirtiliyor.
Gerçek ve Yapay Sinir Hücreleri Bir Araya Geldi
ABD'de çalışan bir grup bilim insanı gerçek sinir hücreleriyle iletişim kurabilen yapay sinir hücreleri geliştirmeyi başardı. Bu çalışma uzun yıllardır araştırmacıların çözmeye çalıştığı önemli bir sorunun aşılmasını sağladı. Böylece canlı hücrelerle yapay hücrelerin birlikte çalışmasının önü açılmış oldu.
En Büyük Engel Elektrik Gerilimi Farkıydı
Araştırmacıların karşısındaki en büyük sorun canlı ve yapay sinir hücrelerinin farklı elektrik gerilimleriyle çalışmasıydı. Canlı sinir hücreleri düşük elektrik gerilimiyle bile görevlerini yerine getirebilirken yapay hücrelerde aynı durum mümkün olmuyordu. Yeni geliştirilen yapay sinir hücreleri ise canlı hücrelere çok yakın elektrik gerilimi oluşturabildiği için iki sistem birbiriyle uyumlu şekilde iletişim kurabiliyor.
Protein Telleri Teknolojinin Temelini Oluşturdu
Yapay sinir hücrelerinin elektrik üretebilmesini sağlayan en önemli bileşen bir bakteri türünden elde edilen protein telleri oldu. Bilim insanları bu protein tellerini kullanarak farklı elektronik aygıtlar da tasarlamayı başardı. Böylece geliştirilen sistem yalnızca laboratuvar çalışması olmaktan çıkıp yeni teknolojilere de temel oluşturabilecek bir noktaya ulaştı.
Gelecekte Birçok Alanda Kullanılabilir
Araştırmacılar geliştirilen yapay sinir hücrelerinin gelecekte giyilebilir teknoloji ürünlerinde kullanılabileceğini belirtiyor. Ayrıca bu teknolojinin işlevini kaybetmiş sinir hücrelerinin yenilenmesine katkı sağlayabilecek çalışmalar için de umut verdiği ifade ediliyor. Bilim insanları bu gelişmenin sağlık ve teknoloji alanında yeni araştırmaların önünü açabileceğini düşünüyor.





