İnsanlık tarihinin sıfır noktası olarak değerlendirilen Göbeklitepe, son arkeoastronomik araştırmalarla beraber bir inanç merkezi olmanın dışına geçmektedir. Şanlıurfa yakınlarındaki bu neolitik sit alanında yer alan dikili taşlar üzerindeki semboller, insanlığın zamanı anlama ve kaydetme yeteneğinin kökenlerini binlerce yıl geriye taşımaktadır. Yapılan son araştırmalarla birlikte buradaki sütunların dünyanın şu ana kadar bilinen en eski güneş takvimi olabileceğini ortaya çıkarmaktadır.
Zamanın Sınırları Göbeklitepe ile Yeniden Çiziliyor
Klasik tarih anlatıları, ilk gelişmiş takvim oluşumlarının Mezopotamya veya Antik Yunan coğrafyasında ortaya çıktığını ifade etmektedir. Bununla birlikte Göbeklitepe tapınak kompleksinde yer alan sütunların üzerine kazınmış olan oymalar, bu genel ifadeyi tamamen değişime uğratmaktadır. Araştırmacılar, dikilitaşlar üzerindeki simgelerin, güneşin ve ayın hareketlerini takip etmek için oluşturulan karmaşık bir zaman ölçüm sistemine karşılık geldiğini dile getirmektedir. Özellikle sütunlarda bulunan çok sayıdaki "V" sembolünün her birinin bir günü ifade ettiği ve bu sistemin toplamda ay yılı döngülerini güneşe uyumlu duruma getiren bütünsel bir takvim oluşturduğu göstermektedir. Bu durum, yerleşik yaşama geçiş sürecindeki avcı-toplayıcı toplulukların gökyüzündeki olayları inceleme ve bunları kaydetme hususunda sanılanın aksine çok daha ileri bir bilişsel düzeye sahip olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Göbeklitepe Oymaları Bir Kozmik Felaketi Belgeliyor
Arkeoastronomik veriler, bu erken dönem zaman tutma çabasının ardında sıradan bir merakın dışında kritik bir motivasyonun yer aldığını göstermektedir. Bilim insanları, sütunlar üzerindeki oymaların milattan önce 10.850 yılında dünyaya çarpan büyük bir kuyruklu yıldız felaketini unutturmamak amacıyla yapıldığını ifade etmektedir. Bu kozmik çarpışmanın, dünyada bin yıldan fazla bir süre boyunca eskisini sürdüren ani bir buzul çağını tetiklediği aktarılmaktadır. Söz konusu dönem Göbeklitepe’de yaşayanlar, yaşamlarını ve doğayı tamamen değişime uğratan bu yıkıcı olayın yıl dönümlerini ve mevsimsel etkilerini inceleyebilmek için gökyüzünü sistematik bir biçimde incelemeye başlamıştır. Sütunlara işlenen hayvan figürleri ve astrolojik semboller, dini ritüellerin yanı sıra kozmik bir felaketin hafızasını nesiller boyu aktaran bilimsel bir arşiv görevi görmektedir.
Göbeklitepe Tarım Devriminin Kıvılcımı mı Oldu?
Zamanı hassas bir şekilde ölçebilme kabiliyeti, insanlığın hayatta kalma yöntemlerini ve üretim biçimlerini tamamen dönüştürmüştür. Kozmik çarpışmanın sonrasında gelen sert iklim şartları, avcı-toplayıcı toplulukları besin bulma hususunda yeni yöntemler aramaya yöneltmiştir. Mevsimsel döngülerin, ekin dönemlerinin ve göç yollarının takvim vasıtasıyla önceden öngörülebilmesi, tarımsal üretimin ve hayvancılığın başlamasını kolaylaştıran en önemli faktör olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Göbeklitepe, insanlığın inanç dünyasının yanında, ayrıca doğayı kontrol altına alma ve organize bir toplum düzeni oluşturma sürecini de hızlandırmıştır.



