Camın şeffaf olması, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ancak üzerine pek düşünmediğimiz bir durum olarak öne çıkıyor. Pencerelerden dışarıyı görebilmemizi sağlayan cam, ışığı büyük ölçüde geçiriyor. Buna karşılık olarak tahta gibi bazı katı maddeler ise ışığın geçmesini engelliyor.
Cam ve tahta arasındaki bu fark, ışığın maddelerin içindeki atomlarla nasıl etkileşime girdiğiyle açıklanıyor. Atomların içindeki elektronların ışığa verdiği tepki, maddenin ışığı geçirip geçirmemesini belirliyor.
Işık bir maddeye ulaştığında üç farklı durum ortaya çıkıyor. Işık maddenin içinden geçiyor, madde tarafından emiliyor ya da geri yansıyor. Hangi durumun gerçekleşeceği, ışığın taşıdığı enerjiye ve maddenin yapısına bağlı olarak değişiklik gösteriyor.
Işık, foton adı verilen küçük enerji parçacıklarından oluşuyor. Bu parçacıkların taşıdığı enerji, maddenin içindeki elektronların hareketini etkiliyor. Her atomun içinde elektronlar bulunuyor. Bu elektronlar belirli enerji seviyelerinde yer alıyor.
Bir elektronun bulunduğu seviyeden daha yüksek bir seviyeye geçebilmesi için enerji alması gerekiyor. Işık da enerji taşıdığı için bir maddeye ulaştığında elektronlara enerji aktarabiliyor. Ancak elektronların daha yüksek bir enerji seviyesine geçebilmesi için belirli miktarda enerjiye ihtiyaç duyuluyor.
Camın yapısındaki elektronların daha yüksek bir enerji seviyesine geçmesi için gereken enerji, görünür ışığın taşıdığı enerjiden daha fazla oluyor. Bu nedenle görünür ışık, camdaki elektronlar tarafından büyük ölçüde emilmiyor.
Görünür Işık Camın İçinden Nasıl Geçiyor?
Görünür ışık cam tarafından emilmediği için camın içinden geçerek diğer tarafa ulaşıyor. Böylece camın arkasındaki nesneler görülüyor. Camın şeffaf olmasının temel nedeni de bu özelliğinden kaynaklanıyor. Ancak cam bütün ışık türlerini aynı şekilde geçirmiyor. Örneğin güneşten gelen morötesi ışınların bir bölümü cam tarafından emiliyor. Çünkü bu ışınlar görünür ışıktan daha fazla enerji taşıyor.





