Hürmüz Boğazı eksenli yaşanan küresel enerji sıkıntıları yenilenebilir teknolojilerin ham maddesi olan nadir toprak elementlerini yeni petrol konumuna yükseltiyor.
Çin'in NTE Pazarındaki Büyük Hakimiyeti
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından paylaşılan veriler bu alandaki bağımlılığın boyutlarını gözler önüne seriyor. 2024 yılı itibarıyla Çin mıknatıs tipi nadir toprak elementlerinde küresel madencilik üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını gerçekleştirirken rafine üretimde yüzde 90'ın üzerinde bir paya sahip bulunuyor. Kalıcı mıknatıs üretiminde 2005 yılında yüzde 50 seviyelerinde olan Çin hakimiyetinin bugün yüzde 90'ı aşmış olması tedarik zincirindeki kırılganlığı artırıyor. Uzmanlar 2030 yılına kadar bu elementlere olan talebin yüzde 30'dan fazla artacağını öngörüyor.
Türkiye Kritik Ham Maddelerde Oyun Değiştirici Olabilir
Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal nadir toprak elementlerinin yeni dönemin petrolü olduğunu ifade ediyor. Uysal bu konudaki görüşlerini şu sözlerle aktarıyor:
"Nadir toprak elementleri, geçmişte petrolün oynadığı role benzer şekilde yeni dönemin kritik girdisi konumuna yükselmiş durumda. NTE yer kabuğunda sanıldığının aksine oldukça yaygın olup yalnızca Çin'de değil, Türkiye dahil dünyanın birçok bölgesinde önemli kaynaklar bulunmaktadır. Sorun, 'kaynak' eksikliğinden ziyade, bu kaynakları ekonomik olarak işletilebilir rezervlere dönüştürebilecek ve yüksek çevresel maliyet içeren ayrıştırma süreçlerini gerçekleştirebilecek teknolojik altyapının sınırlı olmasıdır."
Uysal ayrıca Eskişehir Beylikova sahasının 1,3 milyon tonu aşan rezerviyle küresel tedarik zincirinde dengeleri değiştirebileceğine dikkat çekiyor.
Küresel Ham Madde Savaşları Başladı
Türkiye Madenciler Derneği Çevre Koordinatörü Caner Zanbak ise dünyada yeni bir rekabet döneminin kapılarının aralandığını belirtiyor. Elektrikli araçlar ve ileri teknolojilerdeki gelişmelerin kalıcı mıknatıslara olan ihtiyacı devasa boyutlara taşıdığını vurgulayan Zanbak sürecin geleceğine dair şu değerlendirmede bulunuyor:
"2030'a kadar bu elementlere olan talebin yüzde 30'dan fazla artacağı öngörüsü, özellikle elektrikli araç ve diğer yeni teknoloji ürünlerinde ham madde temin pazarında büyük bir küresel rekabet çekişmesinin ortaya çıkacağının habercisidir. Hatta, günümüzdeki jeopolitik gelişmelere baktığımızda, 'küresel ham madde temin çekişmeleri şimdiden başlamıştır' diyebiliriz."
Dünya Ticaret Örgütü'nün serbest ticaret ilkelerinin bu stratejik alanda uygulanmasının zorlaştığı ve ülkelerin yeni ittifak arayışlarına girdiği gözlemleniyor.
Nadir toprak elementleri üzerindeki bu küresel çekişme sadece ekonomik bir yarış değil aynı zamanda geleceğin teknolojik üstünlük mücadelesi olarak görülüyor.




