Astrofizikçiler, evrendeki yaşamın ve insan vücudunu meydana getiren atomların tarihsel kökenini nükleer sentez reaksiyonları ve yıldız evrim süreçleri üzerinden ele almaktadır. Bilim insanları, Büyük Patlama esnasında oluşan ilk elementlerin yalnızca hidrojen ve helyum ile sınırlı kaldığını, insan anatomisinde yer alan karbon, oksijen, azot, kalsiyum ve demir gibi ağır elementlerin ise milyarlarca yıl boyunca yıldızların çekirdeklerinde işlenerek uzaya gönderildiğini kaydetmektedir. Bu durum, insan bedeninin tam olarak kozmik bir toz birikimi olduğunu göstermektedir.
Yıldızlar ömürleri süresince çekirdeklerinde yaşanan büyük sıcaklık ve basınç altında hafif atomları birleştirerek daha ağır elementler üretmektedir. Araştırmacılar, ömrünü tamamlayan dev yıldızların süpernova olarak adlandırılan şiddetli patlamalarla patladığını ve ürettikleri bu ağır elementleri uzay boşluğundaki gaz bulutlarına savurduğunu belirtmektedir. Zenginleşen bu kozmik bulutlar, zamanla yeni güneş sistemlerinin, gezegenlerin ve canlı organizmaların oluşmasını sağlamaktadır.
İnsan bedeninin kütlece yaklaşık yüzde 97’lik bölümü dev yıldızların merkezindeki nükleer tepkimeler ve süpernova patlamalarıyla meydana gelen elementlerden oluşmaktadır. Analistler, sadece sudan gelen hidrojen atomlarının Büyük Patlama anından kaldığını, diğer tüm kemik, doku ve kan hücrelerindeki atomların ölmüş yıldızların kalıntıları olduğunu kaydetmektedir. Bu bilimsel gerçeklik, canlılığın evrenin fiziksel ve kimyasal evrimiyle bir bütünlük taşıdığını kanıtlamaktadır.




