Son yıllarda veri merkezlerinden yarı iletken üretimine, enerji altyapısından teknoloji ekipmanlarına kadar geniş bir yelpazeyi içine alan yatırımlar, yalnızca teknoloji şirketlerinin değil, birçok ülkenin ekonomik büyümesini de destekledi.

Ancak bu yatırım temposunun sürdürülemeyeceği ya da kâr anlamında karşılık bulamayacağına ilişkin öngörülerin ağırlık kazanmaya başlaması küresel ekonomide domino etkisine benzer bir durumun yaşanmasına sebep olabilir. Çünkü yapay zekâ destekli iktisadi büyümenin sürdürülebilirliği için sağlıklı bir arz-talep dengesinin kurulması gerekmektedir.

Türk Somonu Ekim Ayında 95 Milyon Dolar İhracat Yaptı
Türk Somonu Ekim Ayında 95 Milyon Dolar İhracat Yaptı
İçeriği Görüntüle

Tedarik Zincirlerinin Aksaması da Ayrı Bir Başlık

Veri merkezi projelerinden uzak durulmaya başlanması, çip, sunucu ve elektronik bileşenlere yönelik talebin gerilemesine sebep olabilir. Böyle bir senaryoda, özellikle yarı iletken ihracatına bağımlı Asya ekonomilerinde üretim ve dış ticaret üzerinde baskı oluşacaktır. ABD'de ise teknoloji yatırımlarının büyümeye sağladığı katkı zayıflayacaktır.

Yatırımların yavaşlamasının verimlilik düşüşüne neden olacağı da aşikâr. Yapay zekâ, şirketlerin üretim maliyetlerini düşürme ve iş süreçlerini hızlandırma potansiyeli taşıyor. Ancak bu teknolojinin ekonominin geneline yayılması için altyapı ve sermaye yatırımlarının devam ettirilmesi gerektiği düşünülüyor.

Öte yandan yatırım temposunun düşmesi enerji talebi ve finansman baskısını hafifletebilir. Dolayısıyla asıl mesele yatırımların azalması değil, yapay zekânın vaat ettiği verimlilik kazanımlarının gerçekleşmeden yatırım iştahının kaybolması. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi ise küresel büyümenin ciddi bir darbe alması anlamına geliyor.

Ancak bilhassa ileri teknoloji söz konusu olduğunda yalnızca ekonomik büyümenin ya da verimliliğin değil, etik değerlerin de merkezde tutulması gerektiği unutulmamalıdır. Çünkü iktisadi büyüme insanı öncelemediği müddetçe gerçek manada bir refah getirmeyecektir. Bu nedenle verimlilik, büyüme gibi hususlar gözetilirken demokratik değerlerin ikinci plana atılması kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Muhabir: Utku KABAKCI