Geleneksel müzik eğitimi veren sistemler bu süreci yazılı semboller üzerinden tanımlasa da müzik üretmek aslında bilişsel yetiler, kültürel birikim ve motor becerilerin eşsiz bir sentezidir.
Uzmanlar yapılan araştırmalarda nota bilgisinin teknik açıdan iyi bir araç olduğunu dile getirse de yaratıcılık ve icra için yüzde 100 zorunlu olmadığını ifade ediyor.
Çoklu Zeka Kuramı
Ünlü psikolog Gardner, 1983 yılında “Çoklu Zeka Kuramı”nı ortaya koymuştur. Bu kuram müziksel zekayı bireyin ritim, ton ve tınıları algılama kapasitesi olarak tanımlamıştır.
Gardner’in kuramına göre bu zekaya sahip olan bireyler notalara ihtiyaç duymadan sesleri sezgisel olarak kavrayabilirler. Bu bireyler işitsel uyaranlar ve bedensel hareketler arasında bağlantı kurarak duydukları müzikleri çok kolay bir şekilde yeniden üretebilirler.
Nota bilmeden enstrüman çalabilmenin en önemli açıklaması da kas hafızasıdır. Bu sistem gün içerisinde tekrar eden eylemlerin beynin kontrol merkezinde depolanmasıdır. Parmakların duruşu, nefes veya enstrüman üzerindeki el hareketleri tekrar edildikçe beyin bu süreci otomatik olarak kaydeder. Bu sayede müzisyen kağıtta yazılı notalara bakmadan melodiyi parmak uçlarında hisseder.


