Dijital teknolojilerin ve akıllı saatlerin dünyayı sardığı modern çağda, mekanik saatçilik lüksün ve yüksek mühendisliğin en önemli simgelerinden biri olmaya devam etmektedir. Bu endüstrinin zirvesinde gösterilen İsviçre merkezli Rolex, zamanı ölçmenin yanında, mikro mühendislik harikası olarak da öne çıkmaktadır. Markanın tüm dünyada prestij sembolüne dönüşmesinin arkasında, 100 yıldan fazla süredir geliştirilen patentli teknolojiler, sıra dışı malzeme kalitesi ve tamamen el işçiliğine dayalı üretim süreçler bulunmaktadır.

Rolex Saatlerinin İç Mekanik Yapısı Nasıl Çalışıyor?

Rolex saatlerinin en önemli özelliğini, elektronik parçalar veya piller yerine tamamen mekanik dişli sistemleriyle çalışması oluşturmaktadır. Saatin kalbinde bulunan ve "zemberek" adı verilen spiral metal şerit, kurma kolu aracılığıyla ya da kolun hareketiyle gerilerek enerji depolamaktadır. Depolanan bu enerji, hassas çarklar ve eşapman mekanizması üzerinden saniyede birkaç kez titreyen balans çarkına iletilmektedir. Bu milimetrik dişlilerin kesintisiz ve sürtünmesiz dönmesi ile akrep, yelkovan ve saniye kolları kadran üzerinde akıcı bir hareket göstermektedir.

Markanın Geliştirdiği "Oyster" ve "Perpetual" Teknolojileri

Şirketin saatçilik tarihine getirdiği en önemli iki yeniliği Oyster kasa ve Perpetual rotor mekanizmalarıdır. İlk kez 1926 yılında piyasaya sürülen Oyster kasa yapısı, vidalı arka kapağı ve kurma kolu sistemiyle saatin kasasını suya, toza ve basınca karşı korur. Perpetual ise saate dahil edilen ve bileğin en ufak hareketinde kendi ekseni etrafında dönen metal bir ağırlığı göstermektedir. Bu ağırlık döndükçe mekanik zembereği otomatik olarak kurarak saatin kola takıldığı andan itibaren çalışmasını sağlar. Marka ayrıca paslanmaya karşı dayanıklı olan ve havacılıkta kullanılan özel bir çelik alaşımını da üretiminde kullanmaktadır.

Dünya'nın Manyetik Kutupları Yer Değiştirirse Ne Olur?
Dünya'nın Manyetik Kutupları Yer Değiştirirse Ne Olur?
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Nesrin Özoğlu