"Anasından emdiği süt burnundan geldi" deyimi, gündelik dilde bir kişinin yaşadığı ağır sıkıntıları ifade etmek için kullanılır.
Bu köklü deyimin tarihi, Osmanlı İmparatorluğu’nun en karanlık dönemlerinden biri olan kardeş katli uygulamasına dayanmaktadır.
Kardeş Katli Yasası
Osmanlı Devleti'nde 1389 ile 1603 yılları arasında uygulanan ve devletin bekasını koruma amacı güden "kardeş katli" geleneğidir.
Bu yasa, tahta çıkan padişahın kendisine rakip olma ihtimali bulunan tüm aile üyelerini ortadan kaldırmasını yasal bir zemine oturtmuştur.
III. Mehmet Dönemi
1595 yılında tahta oturan III. Mehmet, saltanatının ilk gecesinde Osmanlı tarihinin en büyük aile içi infazlarından birine imza atmıştır.
Padişahın emriyle, aralarında henüz kundakta olan bebeklerin de bulunduğu 19 şehzade aynı gece cellatlar tarafından boğdurulmuştur.
Rivayete göre; henüz dünyadan habersiz olan bu bebekler, annelerinin kucağında süt emerken cellatların saldırısına uğramıştır.
Boğulma esnasında bebeklerin az önce emdikleri sütler ağızlarından ve burunlarından dışarı taşmıştır.
İşte bu dehşet verici görüntü, halkın hafızasına kazınarak günümüze kadar ulaşan o meşhur deyimin kaynağı olmuştur.
I. Ahmet’in Babasına Tepkisi
III. Mehmet’in 1603 yılındaki vefatının ardından, henüz 13 yaşında olan oğlu I. Ahmet tahta geçmiştir.
Babasının cenaze namazına katılmayı reddeden I. Ahmet, "Tahtını korumak uğruna 19 kardeşini ve kendi öz oğlunu katleden bir adam, babam dahi olsa bir katildir" diyerek bu geleneğe duyduğu nefreti dile getirmiştir.



